Alihan Kuriş’in dudak uçuklatan gayrimenkul sayısı, balya balya nakit parası ve kasalardan taşan külçe altınları, ülke gündeminin bir numaralı konusu…
Nasıl olmasın ki…
Vergi rekortmeni iş insanları bile bu akla ziyan servet karşısında, “biz de kendimizi zengin sanıyorduk; meğerse bizi cebinden çıkaranlar varmış” diyorlar.
Eskiler ne güzel demiş:
“Parayla imanın kimde olduğu belli olmaz.”
Elimde bir ölçü aleti olmadığı için Kuriş’in imanlı olup olmadığına dair bir hüküm biçemem…
Lakin Kuriş efendinin sahip olduğu zenginliğe bakınca, “evet, kesinlikle paranın kimde olduğu bilinmiyormuş” diyorum.
Kız torunu kanalından şeyh olan Alihan’ın, İzmir’de adası bile varmış!
Devlet hele biraz daha kazısın, göreceksiniz altından daha neler çıkacak.
Ülkemizdeki kimi şeyh ve cemaat liderleri, şayet servet biriktirmeye harcadıkları enerjilerini iman biriktirmeye harcasalardı, zahir Türkiye cennet olurdu.
Aylık geliri 380 bin lira civarındaymış!
Öyle tutumlu bir kişi ki, müritlerinin de duasıyla bu aylık gelirle, onlarca milyar dolarlık birikimin sahibi olmuş!
Her dua muteber değilmiş demek ki…
Öyle olsaydı, anasından-babasından bol bol dua alan kimi insanlar, Koç’a meydan okuyor olurdu.
İstiskal ediyor dalga geçiyoruz, ama hadise çok vahim…
Yalama oldu, olmasına da…
Hakikaten gelinen bu nokta bu kez bir milli güvenlik bekasıdır.
Baksanıza sahip oldukları çok etkili şirketler eliyle; ülke genelinde gıda fiyatlarını, ticareti, ürün stoklarını, üretim potansiyelini kontrol ediyorlarmış.
Yani devlete mahsus bir güç…
“Bir hırka, bir lokma” sloganından hareketle, milyonları ağına düşüren bu türden oluşumlar, kesinlikle yerel bazla sınırlı değiller.
Almanya bunlara öyle yol vermiş ki…
Küresel çapta operasyon yapar hale gelmişler.
Başta CIA olmak üzere, kimi Batılı gizli servisler Türkiye’ye şu mesajı veriyorlar:
“Siz FETÖ’nün darbe girişimini savuşturdunuz; tamam… Unutmayın ki sizde o kadar çok hain var ki, biz işte o hainler eliyle yeni teşebbüslerde bulunuruz.”
Çok doğru. Aynen öyle de yapıyorlar.
Neyse ki Türkiye, artık o eski Türkiye değil.
Çünkü aynı delikten üst üste ısırılmamayı öğrendik.
Isırılmamayı öğrendik de birader, hain sayısı hangi ara bu seviye ulaştı.
Attila İlhan yüzde beş kotası koşmuştu da…
Pandoranın kutusu açıldı.
Ardı da gelecek, en azından gelmeli.
Zira, bu ülkede başka Kuriş’ler de var, hem öyle varlar ki onlara da bakılsa kim bilir kaç yüz milyar dolarlık para, Allah adına toplanmış…
Macun tüpten çıktı.
Türkiye, istikbali ve istiklali adına ya bu bataklıkları kurutacak ya da o bataklıkta boğulup gidecek.
Baksanıza başka şerefsizler de, bu millete yıllardır şeker adına kazan kazan zehir yedirmişler.
Bu coğrafyada devlet olarak kalmanın bedeli çok ağır…
Aleni düşmandan korkumuz yok, topuyla tüfeğiyle gelsin üstümüze…
Ve fakat içimizdeki hainleri tefrikte zorluk çekiyoruz.
Adam secdede, ama iradesi şeytanda…
Çoğu zaman radara da yakalanmıyorlar ki önceden tedbir alalım.
Devletin işi hiç olmadığı kadar zor…
Suret-i haktan gözükenler, tribün üstünlüğünü ele geçirmiş durumda…














