“Sabotaj yapmalıyız, aksi halde Erdoğan ve Bahçeli parsayı toplayacak.”
Terör sevicilerin büyük korkusu!
Terörsüz Türkiye süreci artık ete kemiğe bürünüyor.
Suça karışmamış örgüt mensuplarını kapsayan yasa tasarısı Meclis’te.
Görünen o ki, geçici bu tasarı yasa haline dönüşecek.
Son anda İsrail ve Batı eliyle bir sabotaj olmazsa Türkiye, kırk yılı aşan terör belasından kurtulmak için güçlü bir adım atmış olacak.
Çok ama çok ağır bedel ödedik.
Sadece birkaç başlık…
-Başta asker ve polis olmak üzere, binlerce insanımız bu süreçte şehit düştü.
-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği rakama göre, terörle mücadelede yılların toplamında iki trilyon üçyüz milyar dolar harcandı. Yani ülkenin kalkınması ve milletin refahı için kullanılması gereken kaynak heba edilmiş oldu.
-Ülkenin her bir köşesi tehdit ve tehlike altındaydı, ama en çok da Güneydoğu ve Doğu etkileniyordu. Öyle ki, kırk yıl boyunca bu bölgelerimiz adeta kapalı kutu gibiydi.
-Aynı aileden biri dağa çıkıyor terörist oluyordu, biri de asker, polis ya da korucu…
-Uyuşturucu baronları kimi şehirleri kendilerine üs haline getirmiş, bundan elde ettiği gelirle terörü finans ediyordu.
-Daha onbeş yaşına basmamış kız ve erkek çocukları ailelerinden çalınarak zorla dağa götürülüyordu.
-Yabancı yatırımcılar, “Türkiye güvenli bir ülke değil” diyerek, yatırım yapmaya mesafeli duruyordu.
-Sadece Türk ana-babalar değil, bir hiç uğruna evlatlarını kurban veren Kürt ana-babalar ağladı, yıllar yılı…
-Şükür ki olmadı, ama ramak kaldı ki etle tırnak gibi olan Türk ve Kürt karşı karşıya gelsin. Zaten asıl plan da buydu.
-Muratları tam olarak şuydu: Türkiye bölünsün! Bir yanı PKK terör devleti olsun, bir yanı Ermenistan, Ege de Rumların olsun. İlla da Türkiye diye bir devlet olacaksa, o da Ankara ve çevresinden ibaret kalsın! Tıpkı Kurtuluş Savaşı öncesinde çizilen harita gibi…
-PKK ile el ele veren kimi kirli ve karanlık odaklar, (FETÖ terör örgütü de buna dahil) fırsat bu fırsat diyerek, ülke içerisinde akla ziyan işler yaptı. Suikastlar, bu kirli işlerden sadece biriydi.
-Siyasette ve hükümetlerde istikrar yoktu. Ortalaması bir yılı bulan hükümetler gelip geçti. Bu yüzden de ülke yönetimi, hep dalgalı denizde yalpalayıp duran gemi gibiydi.
-Asker-polis ayrı telden çalıyor, bürokrasi başka düdük öttürüyordu.
-Seçilmiş hükümetler, adeta şamar oğlanı olmuştu! Albay rütbesindeki bir asker, siyasetçiyi terbiye etmeye kalkıyordu!
-Bazı şehirlerimizde kimse, PKK militanlarından izin almadan neredeyse düğün bile yapamıyordu.
-Kürt halkının siyasi iradesini Kürt halkı değil, eli silahlı bebek katilleri dizayn ediyordu.
-Ve daha neler neler…
Şimdi işte bu karanlık ve kirli yılların üzerine bir sünger çekiliyor, ülkenin önüne yeni ufuklar açılıyor.
Terörsüz Türkiye süreci, ülkemize ve milletimize kayıp ettiği yıllarını telafisi için muazzam bir fırsattır.
Siz, Müsavat Dervişoğlu ve aynı kafada olan kimilerine sakın kulak vermeyin.
Terörsüz Türkiye süreci, esasında onların da özgürce siyaset yapma sahası olacak. Bu gerçeği bir tek onlar bilmiyor.
“Bütün ganimeti Erdoğan’a ve Bahçeli’ye kaptırıyoruz” gibi saçma bir düşünceye kapılan bazıları, terörü desteklemeseler bile yeni sisteme itiraz edip duruyorlar!
Bu süreç başarıyla nihayet bulursa-ki inşallah öyle olacak- en çok kim üzülür biliyor musunuz?
Evet… Tam da tahmin ettiğiniz gibi FETÖ militanları…
Siyonistler bile onlar kadar karalar bağlamıyor.
Değil ellerini, gövdelerini taşın altına koymuş olmalarına rağmen…
Bu sürecin kazananı, münferit planda ne Erdoğan ne de Bahçeli… Çünkü onların derdi davası, bireysel seviyede bir çıkar elde etmek değil ki…
Bu sürecin sonunda, kazanan bütün bir millet olacaktır.
Bu sürecin sonunda, kazanan Türkiye olacaktır.
Türkiye’nin geceleri aydınlık sabahlara gebe artık…













