Hakikaten şaşkınım: Erzurum’un yeni emniyet müdürünün Erzurum doğumlu olması, niye bazı çevrelerde düğün bayram havası estirdi ki?
Biyografisinde, “Erzurum doğumlu” diyor.
“Erzurumlu” diye yazmıyor.
Malumunuz; Erzurum vaktiyle garnizon şehriydi.
Nice ülke çapında bilinen kimseler vardır ki, babalarının görevlerinden ötürü Erzurum’da doğmuş, dolaysıyla da Erzurum nüfusuna kaydolmuştur.
Şimdi değil de, eskiden yolu bir şekilde Erzurum’a uğramayan kimse neredeyse yoktur.
Beş Şehrin yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar’dan tutunuz da, daha birkaç gün önce vefat eden dünyaca ünlü felsefecimiz öz be öz İstanbullu olan İonna Kuçuradi’ye kadar…
Başkaları da var hem de o kadar çoklar ki…
Alev Alatlı’yı mı sorarsınız Demet Akbağ’ı mı?
Bu, onların Erzurumlu olduğu anlamına gelmiyor.
Misal; Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler Ardahan doğumludur. Ama aslen Bayburtludur.
Kuçuradi’nin birbirinden kıymetli tespit ve teşhisleri vardır.
Bir konuşmasında der ki:
"Soyluluk, insanın nereden geldiğine değil, insanın nereye doğru gittiğine bağlıdır."
Merhum şair Necip Fazıl’ın hususi dünyasında Erzurum’un yeri çok başkadır.
Erzurum’a öyle bir değer yükler ki, Alem-i İslam’da Erzurum’u ilk altı şehir içerisine koyar.
Niye?
Şair, henüz lise talebesiyken ruhi buhranlar geçirmekteydi. Tebdili hava niyetiyle annesi tarafından yaz tatilinde Erzurum’a gönderilir. Çünkü şairin dayısı Erzurum Emniyet Müdürüdür.
Şair o genç yaşında Erzurum’la öyle bir ünsiyet kurar ki, sonraki hayatında da o bağı hiç koparmaz.
Erzurum üzerine şiir bile yazar…
Belki de bu yüzdendir ki edebiyat dünyasında şöyle bir efsane vardır:
Türkiye’de üzerine en çok şiir yazılan üç şehir vardır. Bunların ilki İstanbul’dur, İkincisi Bursa’dır, üçüncüsü de Erzurum’dur.
Böyle midir değil midir bilmem. Lakin rahmetli TRT mensubu Hasan Ali Kasır’ın o meşhur eseri “Erzurum Şiirleri Antoloji” adlı eserinden öğrendik kimi hakikatleri…
Kendisi Elazığlıydı, ama Erzurum’u yazdı.
Mustafa İslamoğlu’nun da çok yakın dostuydu.
Ömründe Erzurum’u hiç görmemiş biri olarak Nazım Hikmet’ten tutunuz da Aşık Veysel’e kadar kimler yok ki, bu şehir üzerine şiir yazmamış olsun…
Ünlü Rus şair Puşkin’i demiyorum bile…
…
Erzurum basını geçen hafta adeta sevinç naraları patlattı:
"Erzurum’a, Dadaş Emniyet Müdürü”
Oysa şu dakikaya kadar o emniyet müdürü medyanın karşısına çıkıp “Evet ben ki Karayazılıyım ve ben ki Erzurumluyum” demedi.
Konya doğumlu olduğunu biliyoruz, o kadar…
“Ben Erzurumluyum” dese yahut da “Ben Erzurumlu değilim” dese ne değişecekti ki…
Biz o polis şefinin nerelisi olduğuna değil, nasıl hizmet vereceğinize bakacağız.
Elbette ki hemşerimiz olmasından onur duyarız. Olmasa da küs tutmayız.
Toplum olarak, kişilere omuzlarının taşımakta zorlanacakları kadar yük bindirmeyi acayip seviyoruz.
Yeni emniyet müdürü Erzurumlu olsa ne olmasa ne değişecek?
Bu şehrin ondan beklentisi:
Erzurum’un güvenilir bir yer olmasıdır.
İster Karslı olsun isterse Şırnaklı…
Erzurumlu olması şart değil yani…
Erzurum, asayiş açısından berkemal mi değil mi?
***
Rahmetli İsmail Köse, çeyrek yüz yılı aşan siyasi hayatından önce bir bürokrattı. Polis şefiydi.
Erzurum Emniyet Müdürlüğü bile yaptı.
Ama onu öne çıkaran yanı vekilliğiydi.
Bu şehir öyle polis müdürlerine kucak açtı ki, kimileri kendilerini sanki de Firavun naibi gibi görüyordu.
Bugün hiç birinin adı bile anılmıyor.
Buradan hareketle demem şudur:
Yeni emniyet müdürünün nereli olması değil ne yapacağı önemlidir.
Ne yani yeni polis şefi Erzurumlu diye kimi Erzurumlu suçlulara kol kanat mı gerecek?
Elbette ki hayır…
Şu halde, kimse kimin nereli olduğuna bakmayı bırakıp, kimin işini nasıl doğru dürüst yapmasına bakmalıdır.
Şöyle bir soru size sorulsa ne diyeceksiniz:
Erzurum tapu müdürü Erzurumlu değil diye bütün tapu kayıtlarını değiştirdi!
Bir şehrin polis müdürünün o şehirli olması sevinç çığlığı değil, adalet özlemi demektir.














