Doksanlı yıllardı.
Ankara’da bir dost meclisinde sohbet halindeyiz.
Misafirlerden biri, aynı şehirde villa satın almış; ballandıra ballandıra anlatıyordu:
“Tamı tamına iki milyon dört yüz bin lira ödedim; ama değdi. Altı odası, dört banyosu ve kocaman bir bahçesi var.”
Biraz sonra o kişi masadan kalkıp gitti.
Arkadaşıma sordum:
“Bu kardeşimiz hangi şirketin sahibi?”
Arkadaşım güldü ve sonra şunları söyledi:
“Yok, işadamı filan değil; yalnızca futbol hakemi.”
Şaşırmıştım.
Cevap verdi:
“Milli hakem kendisi!”
Futbol dünyasına dair yorum yapacak bir arka planım yok.
Buna rağmen o sohbette öğrendim ki, bu ülkede hele hele de birinci ligde maç yöneten bir hakemin adil olmasın mümkün değilmiş!
Erzurumspor eski başkanlarından bir dostumun söyledikleri hala kulaklarımda
“O maçta, biz hakemlere 150 bin dolar ödemeseydik, bugün küme düşmüş olurduk.”
…
Hakemler Kurulu’na dair operasyon yapıldı. Şefleri dahil yedi önemli isim gözaltına alındı. Besbelli ki ardı arkası da gelecek.
Peki biz buna şaşırdık mı?
Elbette ki hayır…
Tarikattan Borsa’ya, tarımdan ticarete…
Neredeyse her yere sirayet eden yolsuzluk, vurgun ve talan varken niye hangi habere şaşıralım ki…
…
Cami cemaatinden biri sabah namazından biraz önce camiye varıyor.
Ne de görüyor?
Camiini imamı, camiinin avlusunda bir kadınla fena hal üstünde…
Cami cemaati haykırıyor:
“Vay rezil. Bir de imam olacaksın.”
İmam cevap veriyor:
“Dua et iş üstündeyim. Yoksa sana camiye tükürmek neymiş gösterdim.”
Sakın ama sakın kimse birileri artık bize şunlar camiye tükürdü demesin.
Hırsızın dindarı, Kemalisti olmaz…
Hırsız, hırsızdır.
Sakın ha…
Kimse…
”Dün bu ülke, Atatürkçülük adına soyuldu; şimdi de din adına soyuluyor, ne var bunda?” demesin…
Hoş dünde biliyorduk da… Ama elimizde yeterince kanıt olmadığı için iki kere iki dört eder diyemiyorduk.
Şimdi kirin üzerindeki o şal kaldırıldı.
Ahlaksızın ve vurguncunun ideolojisi de dini de olmaz.
Bu millet öyle yorgun ki…
Öküzün gözüne küfür edip, tezeğe mübarek diyenlerden bitap düştü.
Bire kadın, zaten altmış yaşındasın…
Yaşasan yaşasan en çok otuz daha yaşarsın.
Merak ediyorum:
Geride kalan otuz yılda kaç milyar yiyecektin?
…
Antik Mısır’da Firavunlar öldüğünde…
Onları mumyalarlardı.
Yetmez, yaşarken en sevdiği eşyaları da o mezar odasına koyarlardı.
Merak ediyorum o kadın, dolar mı yoksa altın üzerinden mi ahirete teminat hazırladı!?
Hani o dünyayı da bu düzen zannediyorlar ya…
Belki fazla bir abartıydı, ama…
Erzurumspor’un o eski başkanı bir de şunu demişti:
“Hiçbir maç, futbol oynanarak kazanılmaz! Maçı, hakem kime isterse ona verir!”
Vay be…
Eski başkan, keşke adını verebilseydim…
Meğerse sen yirmi yıl önce bu sorunu çözmüşsün…
Hakiki iş insanı olmadığı halde, kim ki jete ve yata biniyorsa ben hep kuşku duymuşumdur.
“Bu paranın kaynağı ne?”
Ortaya çıktı:
Borsa! Ve yüz binlerce küçük çaplı iştirakçi…
Gerçek bir devlet, hiçbir vatandaşını köpek balıklarına yem ettirmez.
Gerçek hiçbir devlet, birilerinin milleti soyup soğana çevirdiğine ge göz yummaz. Gerçek hiçbir devlet, birilerinin milleti soyup o paraları dışarıya çıkardıktan sonra harekete geçmez…














