Ciddiye alırlar mı almazlar mı bilemem. Sahadaki gerçek şu:
Erzurumlu Ulaştırma Bakanı Uraloğlu’na çok kırgın, eski vekil Ilıcalı’ya da sitemkar…
Erzurum çobansız köy değil!
Sözkonusu Trabzon olunca, Ulaştırma Bakanlığı nezdinde adeta akan sular durur.
Kuşkusuz ki bundaki en müessir sebep, Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Trabzonlu olmasıdır. Bir başka sebep ise, siyasette ve bürokraside Karadeniz lobisinin çok güçlü olması…
Erzurum’un böyle bir gücü yok…
Tamam; devletin indideki yeri ve anlamı çok kıymetli, ama pratikte çok da karşılığı yok.
Sizi temin ederim ki, devlet eliyle Erzurum’a kazandırılan pek çok yatırımın zamirinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan var.
Erzurum Teknik Üniversite’sinden tutunuz da yeni stadyuma hatta yeni organize sanayiye kadar…
Bizzat takipçisi oldu, talimatlar verdi, projelerin kuvveden fiile geçmesini sağladı.
Erzurum halkının kahır ekseriyeti Tayyip Beyi çok seviyor ya, aynı sevgi Erdoğan için de geçerli. O da Erzurum’u ve Erzurumluyu çok seviyor.
Bu girizgahın ardından sözü asıl meseleye getirelim.
AK Parti eski Erzurum milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı sormuş:
“Erzurum’da yapılacak olan tramvay projesi ne oldu?”
Sormakta haklı…
Zira sözkonusu projenin fikir babası bizzat Mustafa hocaydı…
Hem mebus olduğu dönemde hem de sonraki yıllarda hep gündemde tuttu, projenin ihaleye çıkması için çaba harcayıp durdu.
Olmadı…
Hocanın tüm bu gayretlerine rağmen projede bir adım yol alınamadı, raflarda çürümeye terkedildi.
Resmi olarak kimse beyan etmiyor, ama gizli gerekçe şu:
“Erzurum’un şehir nüfusu ve yolcu trafiği, bu çapta bir yatırım için yeterli değil.”
Yani…
Devlet Erzurum’a tramvay getirirse zarar eder!
Aynı bakış açısına göre, Trabzon’da zarar etmez…
Uzun yıllar önceydi.
ANAP iktidarda, rahmetli Nihat Kitapçı da Sağlık Bakanı’ydı.
Erzurum’a gelmişti.
Zahir, “gelişimin bir anlamı olsun” diyerek, gelmeden önce dört adet ambulans göndermişti.
Rahmetli, Numune Hastanesi’nde basın toplantısı düzenledi; bizler de şehrin gazetecileri olarak koşa koşa gittik.
Hastanenin bahçesinde dört tane sıfır ambulansı görünce Nihat Beye sorduk:
“Erzurum’a bu ambulansları siz mi gönderdiniz?”
“Evet” dedi. “Yalnız sakın haber yapmayın çocuklar, beni tefe koyup çalarlar.”
Aslında hiç de haksız sayılmazdı.
Zira, tam da o günlerde gazeteler Nihat Beyle dalga geçip duruyorlar:
“Hıyarcıdan Sağlık Bakanı olur mu?”
Nihat Beyin ziraatçı olmasından hareketle…
Köprülerin altından çok sular aktı…
Türkiye’nin o eski sorunları tarih oldu.
Ve fakat bu sefer de, memleketine karşı pozitif ayrımcılık yapan (Uraloğlu gibi) kimi bakanların toplumsal tepkiden çekindikleri yok.
Erzurum’a tramvay gelecek denilmesinin üzerinden neredeyse on yıl geçti.
O tarihlerde Trabzon’un adı sanı bile geçmiyordu.
Gelinen nokta şu:
Erzurum’a ne tramvay ne de hızlı tren gelecek!
Ama Ekim’de Trabzon’a yapılacak olan tramvay hattının ihalesi gerçekleşecek.
Mustafa hoca haklı olarak sormasına soruyor da, yalnız biraz zekamızla alay ediyor.
Televizyon ekranlarında ne vakit Ulaştırma Bakanı ile alakalı bir haber verilse ya sağında ya da solunda kıymetli hocamızı görüyoruz.
Kendisi aynı zamanda ülkenin sayılı ulaştırma otoritelerinden biri olması hasebiyle bu normal…
Normal olmayan şu:
Mustafa Bey, belli ki Bakan Uraloğlu’na danışmanlık yapıyorsunuz. Yani çok yakınsınız. Bu sualinizi niçin bakana sormuyorsunuz?
Hatta bu soruyu duygusal bir boyuta çekerek devam etmelisiniz. Demelisiniz ki…
“Sayın Bakanım, siz ki vaktiyle Erzurum’da Karayolları Bölge Müdür Yardımcılığı yaptınız. Erzurum’un siz de hiç mi iyi bir anısı yok ki üstünü çizdiniz?”
Mustafa hoca elan vekil değil, lakin siyasetin tam göbeğinde bir isim…
Dolayısıyla bu soruyu çıktığı televizyon ekranlarından da pekala sorabilir.
Hocam kusuru bakmayın da, sizin bu yaptığınız şehir kamuoyuna oynamaktan öte bir şey değil.
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun bir röportajını izledim televizyonda…
Nerelere hangi yatırımların yapılacağını anlatıyordu.
Birçok şehri isim isim zikretti, bölgeleri anlattı.
Merakla bekledim ki Doğu’dan misal; Erzurum’dan Kars’tan Bingöl’den söz edecek mi diye…
Tek kelime etmedi.
Bazıları gibi…
“Bakan Erzurum düşmanı” demedik, demeyiz de…
Elbette ki böyle bir saçmalığa itibar etmeyiz.
Dediğimiz alenen şudur:
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu Erzurum’u çok da ciddiye almıyor.
Almış olsaydı eğer ki…
Dallıkavak ve Kırık tünelleri böyle bir meçhulde yüzüyor olmazdı.
Buarada Trabzonlu kardeşlerimiz sakın yanlış bir kanaate sahip olmasınlar. Biz niye Trabzon’a tramvay hattı yapılıyor demiyoruz. Yapılsın. Trabzon buna layıktır.
Diyoruz ki:
Erzurum’a niye yapılmıyor?
Bu kadar basit…
Erzurum, nüfus erozyonuna uğrayan bir şehir…
Baksanıza Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bu kronik soruna çare aranmış.
İyi de olmuş…
En azından birileri sorunu halının altına süpürmek yerine, sorunla yüzleşmeyi tercih etmiş.
Başka şehirlerden Erzurum’a okumaya gelen üniversiteli gençlerin, nüfus kütüklerini Erzurum’a taşımaları halinde burs ödenmesi gibi…
Ciddi bir alternatif…
Olur olmaz, bahsidiğer.
Neyse…
Dönelim Ulaştırma Bakanlığı’na…
Erzurum’un artık nasıl büyük bir günahı varsa…
Bakın yıllardır uçak problemi bir türlü çözüme kavuşmuyor:
Bilet fiyatları çok pahalı, uçak seferleri çok az!
Beklerdim ki, Mustafa hoca bir demeç de bu hususta patlatsa…
Bir de madalyonun öteki yüzüne bakalım.
Muhalefetin elinde siyaseten öyle kozlar var ki…
Farzımuhal…
“İnsanlarının karnı yarı aç yarı tok bir şehrin neyine tramvay?”
Yahut da…
“Mustafa hoca, sen fantezi yapmayı bırak da Erzurum’daki işsiz gençlere bak. Sabun köpüğü gibi eriyen nüfusu gör.”
Hocayı kastetmiyorum.
Şu sırça köşklerde oturup Erzurum’a dair ahkam kesenlerden usandım artık, sıdkım sıyrıldı bu tiplerden…
Eskiler ne güzel söylemiş:
“Ehemmi mühime tercih etmek.”
Öncelik sırası yani…
Erzurum her rengi boyadı da, yeşili fıstık mı kaldı?
Doğalgaz, elektrik ve ne yazık ki su faturaları milletin canını yakıyor, iflahını kesiyor.
Mustafa hocanın buna dair bir itirazı var mı?
Tramvaya bindiğimizde bu faturalar ardımızda mı kalacak?














