Haber Girişi : 03 Ağustos 2015 07:45

PROF SARAÇ DEDİ Kİ

PROF SARAÇ DEDİ Kİ
YÜKSEK Öğretim Kumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, önümüzdeki dönem için yeni projeleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.  Sayın Başkan, "Devlet üniversitelerimizin bir kısmının bölgesine katkıya odaklanmasından" söz ederek şöyle dedi: "üniversiteler arasında farklılıklar, çeşitlilikler oluşturmak istiyoruz.  Bunda en büyük partnerimiz Kalkınma Bakanlığı olacak. Kendilerinin de bu projeye samimi ve büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz." 
***
Sayın Başkan'ın bu açıklamasını okuyunca, Haziran Başında Van'da yapılan "Bölgesel Gelişmede Üniversitelerin Rolü" konulu toplantıyı hatırladım. YÖK Başkanı Saraç'ın başkanlığında gerçekleştirilen söz konusu toplantıda, "Üniversitelerin Bulundukları Bölgelere Sağlayacakları Katkının" önemine vurgu yapılmış ve bu konuda toplantıya katılan Rektörler arasında mutabakat sağlanmıştı. 
***
Toplantı metinlerini incelediğimizde, yeni YÖK Başkanının "Yerel kalkınmada Üniversite-Kent ve Merkezi Hükümet" işbirliğine önem verdiği ve bazı üniversitelerden bu konuda daha ciddi roller beklediği kanaatine varıyoruz. 
Bizim iki üniversitemize de böyle bir misyon yüklenecek mi, bu yeni nizamda bilmiyoruz. Ancak Atatürk Üniversitesi'ne sanırım daha kuruluşunda böyle bir önderlik rolü biçilmişti. 
***
Peki, Erzurum'da bulunan iki üniversitemiz bu konuda yeterli çabayı gösteriyorlar mı? Soru bu şekliyle eksik kaldı, şehir kurumları böyle bir bilinç altyapısına sahipler mi, yoksa yöneticilere göre değişen bir anlayış mı hâkim?  
Ben, her iki tarafın da iyi niyetle çaba gösterdiği kanaatindeyim. 
***
Lakin istenilen neticeye erişilmiş midir? Kuşkuluyum. 
Mesela, şu  "Bilimle iş dünyasını evlendirmek" gibi hayırlı bir misyonla yola çıkan Teknokent'imiz; bırakalım evliliği,  iş dünyamızla bilim arasında mahcup bir çöpçatanlığı başarıp, mesut bir flört zemini hazırlayabilmiş midir?
Bakın, YÖK Başkanımız "Ziraat Fakültelerinden, Su ürünleri bölümlerinden" söz ediyor.
Bizim bu bölümlerimizde başarılı bilim adamları var, önleri açılsa bölgeyi değil, orta doğuyu tarım-gıda deposu yaparlar, evvel Allah?
Neden çok daha büyük, somut, üretim ve istihdam odaklı, marka mühürlü başarı öykülerinden söz edemiyoruz?
Erzurum'u bölgenin Hollanda'sı yapalım diyoruz, açıklama yapıyoruz, ses verilmiyor. 
Erzurum'a,  Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulmasını öneriyoruz, şehir hafızasında zerre yer etmiyor. 
BEYİN GÜCÜ SEKTÖRLERİNE YATIRIM ÇAĞRISI yapıyoruz, başka işin gücün yok mu, muamelesi görüyoruz.
Bakın bu beyin gücü sektörlerine yatırım meselesi mühim. 
YÖK Başkanının üniversitelere yüklediği yeni misyonla fevkalade örtüşüyor.
İsterseniz açalım bir nebze mevzuyu;
Lester Thurow, "Head To Head" adlı kitabında altını çizdiği bir konuyu sizlerle paylaşmıştım.
Diyordu ki yazar; 
Mikro elektronik, biyoteknoloji, yeni malzeme bilimi, sivil havacılık, telekomünikasyon, robot/takım tezgâhları ve bilgisayar/yazılımı sektörleri, önümüzdeki birkaç on yılda yedi anahtar sektör olarak karşımıza çıkacak. 
Yazara göre, bunların hepsi beyin gücü sektörleridir. Her biri yeryüzünün herhangi bir yerinde konuşlandırılabilir. Nerede olacakları, gerekli beyin gücünü kimin organize edeceğine bağlıdır. 
***
Bu anahtarlardan var mı elimizde, yoksa hala köhne maymuncuklarla mı açmaya çalışıyoruz, dünya bilim/teknoloji birinci liginin kapılarını? 
***
Üniversitemizin şehir kalkınması hususunda daha etkili roller üstlenmesi gerektiğini bir kere daha hatırlamış olduk, YÖK Başkanının açıklamaları ile.
Yaratıcı sınıfın (creative class) gelişmesinde, yenilikçilik kapasitesinin artmasında,  ileri ve ileri/orta teknoloji içeren iç ve dış yatırımların bölgeye gelmesini teminde üniversitelerin rolü çok belirleyicidir.
Konu, iki üniversitesi ve Teknokenti bulunan Erzurum için hayati önem taşıyor. Bizden hatırlatması. 

Etiketler : vahdet
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.