Ne yani şöyle mi haykıralım: Yalan ve iftiraya evet, gerçeğe hayır!

Sansürün de yasağın da her türüne şiddetle karşıyım.

Kaldı ki ben karşı olsam ne yazar karşı olmasam…

Değil mi ki güneş balçıkla sıvanamıyor, mızrak da çuvala sığmıyor.

Hani bu toprakların bir değeri olan Sinoplu Diyojen, gündüz gözü elinde fenerle dolaşırken itiraz edenlere “adam arıyorum adam” demişti.

Biz de gündüz gözüyle adil bir basın yasası istiyoruz elbette…

Efsane bu ya, Büyük İskender, fıçı içerisinde yaşayan Diyojen’e, “Benden ne istersen iste” dediğinde, Diyojen, “Gölge etme başka ihsan istemem” karşılığını veriyor.

Keşke biz de bugün devlete diyebilseydik ki, biz meslek sahipleri işimizi öyle namuslu ve nizami yapıyoruz ki, devlet olarak bize müdahale etme yeter.

Kazın ayağı hiç de böyle değil ne yazık ki…

Niye böyle dediğimi örneklendireyim size…

Birkaç hafta önceydi. Başkan Sekmen’in basın toplantısından çıktım ve tamamen Başkan Sekmen’in rakamlara ve belgelere dayılı açıklamasından hareketle bir yorum yazdım.

Gelen cevapların bir kısmı aynen şöyleydi:

“Namussuz, şerefsiz, alçak, utanmaz kaç liraya satıldın?”

Sizi temin ederim ki demokrasinin en ileri yaşandığı iddia edilen bir ülkede bu ithamlarda bulunan bir kimse bedelini çok ağır öder.

Meslek büyüklerimizin bize öğrettiği temel öğretilerden biri şudur:

Haberi tarafsız yaz, itirazın varsa başka bir sütunda yorum yap.

Sansüre itiraz edelim, hatta kalkın hep birlikte nümayiş yapıp gerekirse kalemlerimizi kıralım.

Tamam da…

Fikir hürriyeti, basın faaliyeti böyle bir şey değil.

Yani sen her türlü çamuru atacaksın, küfür edeceksin, linç edeceksin ve buna düşünce özgürlüğü diyeceksin.

Hukukun olmazsa olmaz umdesidir:

Eski ifadeyle… Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir.

Yani suçlamada bulunan bulunduğu suçlamayı kanıtlamalı.

Sosyal medya yasanının en çok itiraz olunan bu 19. Maddesi tuttu ki iktidar tarafından basını ve sosyal medyayı susturmak maksadıysa çıkarıldı.

Peki sizce bu çağda böyle bir yasak hayata geçebilir mi?

İmkansız…

Dolayısıyla hükümetin yapmak istediği yalan ve iftiranın önüne geçilmektir.

Başarılı olunur mu?

Çok zor.

Çünkü yalan ve iftiradan beslenen aç nefisler hep saldıracak hedefler arayacaktır.

Belki şehir efsanesi belki gerçek, bilmiyorum.

Avrupa’da bazı ülkelerde basın öyle hür öyle hür ki, misal; ülkenin kralı için homoseksüeldir diye yazabilir.

Lakin tek şartla, ispat ve belge…

Eğer böyle bir ispatı ve belgesi yoksa haberci kişi, o vakit eziyetlerden eziyet beğenir kendisine…

Türkiye’de sosyal medya zıvanasından çıkmış durumda…

Medyanın eli öpülür durumda…

Sonuç olarak, eğer yalan, iftira ve hakaretle aranıza mesafe koyup buna göre yazıp çizerseniz korkmayın.

Bu yasa sizi rahatsız etmez…

Hatta bu yasa gün gelir sizi bile korur.

Sansür başka bir şey, hak ve hukuk adına bireylerin haklarını teminat altına almak bambaşka bir şey…

 

Etiketler : erzurum tbmm yasa
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.