Çünkü Erzurum’u yeniden “Doğu’nun Paris’i” yapmak için bırakın gövdesini, başını bile taşın altına koyuyor.
Bizim gençlik yıllarımızda çok meşhur bir deyim vardı ve adeta bu şehre biçilmiş bir kaftandı.
Neydi o meşhur deyim?
“Erzurum’un makus talihi”
Yani Erzurum’un yıkılmış ve yaralı hali…
Öyle bir inandırmışlardı ki, aradan asırlar da geçse Erzurum’un makus talihi değişmez, değiştirilemezdi.
Koskocaman bir palavra…
Nasıl ki İbn Haldun “coğrafya kaderinizdir” dediğinde, aslında yanılmıştıysa hiçbir şehrin talihi de ilelebet makus olamaz…
Belediye başkanlığında ikinci döneminin ikinci yılını artık geride bırakan AK Partili Mehmet Sekmen, Erzurum’a hakiki anlamda hizmetler sundu, şehrin çehresini değiştirecek projeleri kuvveden fiile geçirdi.
Buna rağmen…
Her devirde her iyi işe karşı olanlar bugün de Mehmet Sekmen’e bühtan ettiler.
Onlar istiyor ki Erzurum naçar kalsın, biçare olsun böylelikle iktidardan ümidini kesip sağa sola yalpalasın.
Yok; o kadar ucuz değil…
Sekmen bu şehre belki de yarım asırda ancak yapılabilecek hizmetler sundu.
Elbette eksikleri de var hataları da…
Fakat azizim, resmin tamamına baktığınızda görülen o eksik ve hatalar tali derecede kalıyor.
Daha düne kadar AK Parti’den bir belediye meclis üyeliği kapabilmek için neredeyse eğilmekten bel fıtığı olanlar, bugün (inanmışlar ki AK Parti de Sekmen de gidiyor) yaylım ateşe geçtiler!
Yanılıyorsunuz efendiler…
Hem de feci biçimde yanılıyorsunuz.
Bu şehirde AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Öz’ü gecenin üçünde arayıp, “hayvanlarım susuz kaldı” diyen köylünün daha sabah olmadan su sorunu çözülüyorsa ve ESKİ Genel Müdürü Remzi Ertek o yaraya çare oluyorsa, kimse kusura bakmasın ama bu Mehmet Sekmen’in tesis ettiği nizamın bir neticesidir.
İlla da “Erzurum Paris olsun” demiyoruz elbette…
Dediğimiz şu:
Erzurum son yedi sekiz yıl içerisinde, hamle üstüne hamle yapan bir şehir oldu.
Ama her alanda…
Sağlık…
Eğitim…
Ulaşım…
Tarım…
Yeter mi peki?
Yetmez…
Yetmez de, bu eksiklik şehri A noktasından alıp Z noktasına getiren bir mimara, bir öncüye, bir şehir sevdalısına ve bir belediye başkanına haksız yere saldırmayı meşru kılmaz.
İlahi düsturdur:
Birine ya da bir topluluğa olan hıncınız eğer sizi adaletten ayırıyorsa, yanlış yoldasınızdır…













