Bu bir şaka değilse -ki şaka olmadığı anlaşıldı- şu halde müthiş bir ahlaki çöküştür bu…
Eskiler demiş ki, “Eğri oturup düz konuşalım.”
Hayır; efendim, hayır…
Gelin hem doğru oturalım hem de doğru kelam edelim…
O “fukaralık” belgesini alan iktidar mensubu bir milletvekilinin eşi değil de, muhalefete mensup bir vekilin karısı olsaydı, sizce Türkiye bugün neyi konuşuyor olacaktı?
Size söyleyeyim:
Kimi kanallar, akşam namazında ünlü konuklarıyla canlı yayına başlayıp, sabah namazına dek meseleyi ele alacaktı, etmedik laf bırakmayacak, ders üstüne ders verecekti.
En masum cümlesi ise, şu olacaktı:
“Bu muhalefette artık ar da edep de kalmadı.”
CHP’nin zerre miskal savunulur bir yanı yok.
Lime lime dökülüyor; tamam…
Abartılı bulabilirsiniz ama zannımca…
Dolar dolusu baklava kutusu ile bu fakirlik belgesi aynı ölçüdedir.
Maşeri vicdan da meseleyi böyle tartıyor artık…
Biri menfaat karşılığı müteahhidi çarpıyor, öbürü de menfaat karşılığı devleti…
Sorarım size:
Otel odasında metresiyle yarı çıplak basılan…
Yani cürmümeşhud olan o adamla, devleti kandıran kişi arasında ahlaki açıdan bir fark var mı?
CHP’li belediyelerde yaşanan kepazelikleri, rüşvet ağını ve cinsel sapkınlıkları aylardır yazıp duruyoruz.
İyi de ediyoruz.
Lakin adil olmak zorundayız.
Şayet bu mahallede de ahlaka, vicdana, insanlığa ve siyasete mugayir işler oluyorsa, bunları da aynı büyüklükte görmek mecburiyetindeyiz.
Çok şey söylemek mümkün…
Bazen lafın çoğu anlamsız kalıyor. Devreye bir atasözü yahut da bir fıkra giriyor.
O halde ben size, bu “fakirlik belgesi” gerçeği sonrasında, yapılan savunmaya dair bir fıkrayla cevap vereyim:
Cemaatten biri sabah namazı için biraz erkenden camiye varır. Cami avlusunda çok fena bir hal görür. Tükürür. “Tuhhh… Allah belanızı versin” der. Avludaki adam cevap verir: “Dua et iş üstündeydim. Yoksa camiye tükürmek neymiş sana gösterirdim.”
Cami avlusunda cima eden mi suçlu, tüküren mi?
Baklava kutusunda, rüşvet alan belediye başkanı suçlu mu hem de dibine kadar suçlu ve alçaktır.
Siz diyorsanız ki eğer, “Ne var canım bunda, iktidar milletvekilinin karısı akıllı, kanunları biliyor ve biraz da iktisatçı! Devletin aleyhine kendisinin lehine belge düzenlemişse kıyamet mi kopmuş?”
Siz çukurdasınız ve onlarla aynı çamurun dibindesiniz…
Rivayet olunur ki…
Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa bir deniz seferinde gemisinde uyurken, sakalının üzerinden bir fare geçiyor. Uyanır uyanmaz hemen bir makas isteyip sakalını kesmeye başlıyor.
Yardımcıları diyor ki, “Paşam ardı üstü bir fareydi geçti gitti. Niye yılların sakalını kesiyorsunuz?”
Paşa cevap verir, “Elbette ki bir avuç suyla temizlenirdi. Ama öbür fareler için yol olurdu, eğer sakalımı kesmeseydim.”
Ayda 450 bin lira maaş alan bir vekilin hanımı bu ülkede istediği mahalle muhtarından, “Ben fakirim” belgesi alıp bazı kamu ödemelerinden mahrum kalıyorsa…