Anadolu’nun kadim kültürüdür:
“Düğüne davetiyesiz gidilmez, cenazede davetiye beklenmez.”
Yediden yetmişe herkesin iliklerine kadar sirayet eden bu anlayış, elbette ki beraberinde de bir yaşam ülküsü oluşturuyor.
Ferdi planda olduğu gibi toplumsal alanda da bu şehre dair onlarca eleştirimiz vardır, kim bilir nelerden müştekiyizdir.
Ve fakat bu şehir, yirmi dört ayar altın değerindedir; hatta ötesi bile vardır.
Şair diyor ki, “Bu çağın insanı olmak, imtihanların en ağır olanıdır.”
Elhak doğru.
Zor zamanlardan geçiyoruz, en çetin akabelerden atlıyoruz.
Değil başkalarına, kendimize bile kefil olmaktan mahrumuz…
Şayet, “Pazarda mum bitmiş, körün umurunda mı?” derseniz hiçbir mesele yok.
Ama “kimse ışığa muhtaç kalmasın” derseniz elbette ki bütün mumlar size bakar…
Ağabeyimi kaybettim…
Ondan önce de bacımı, anamı, babamı…
Hepsinin acısı ayrı…
Acılar yarıştırılmaz, eyvallah…
Bazı acılar var ki dostlar, tabutun dışına taşıyor.
Gelenden de gelemeyenden de Rabbim razı olsun.
Acımızı paylaşmak üzere şehir kıyam etti.
Benim için bu ne büyük bir iltifattır, bilemezsiniz…
Dün de Musa Çakır geldi, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül geldi ve olmazsa olmaz MHP’nin en acar yöneticilerinden Ufuk Demir geldi.
Adem kardeşim, Erzurum’un en seçkin siyasetçilerinden biri olmakla beraber, yarınlara dair de en umut verem bir isim…
Musa da öyle Ufuk da…
Biri çok önemli restoranların sahibi, diğeri hem usta bir gazeteci hem de gazetecilerin mümessili…
Adem kardeşim ise, gemisini öyle bir limana demirlemiş ki, tufan da kopsa o halatlar kolay kolay çözülmez.
Ben şunu bilir ve şunu söylerim:
MHP bu ülkenin çimentosu, ana aksı ve taşıyıcı kolonudur.
Bugüne kadar MHP’ye hiç oy vermedim. Ama oy verdiğim partiler kadar sevdim. MHP’nin, Türkiye için olmazsa olmaz olduğu idrakinde oldum hep…
Değil mi ki Devlet Bey gibi bilge bir lideri var…













