“Mutlaka yazılması gereken bir iddia” diye not almıştım. Bilgisayarın önünde duruyordu.
Demek ki kısmet bugüneymiş.
İddia sahibi öyle sıradan biri değil.
Siyasetin tam göbeğinde, iyi haber kaynakları olan biri…
Bana anlattığına göre, olay şu:
Erzurum’da çok ünlü ve bir o kadar da değerli bir akademisyenin kapısı çalıyor, bundan yaklaşık bir ay önce…
Ziyaretçi de tanınan biri, hayli zengin ve siyasi nüfuzu oldukça kuvvetli.
Hal hatır faslında sonra, ziyaretçi lafı eğip bükmeden ünlü akademisyene, “vekil olmak ister misin” diye soruyor.
Hoca, haliyle şaşırıyor.
Sonra ikili arasındaki diyalog akıp gidiyor.
- Partinin ( AK Parti ) ikinci sırası bize tahsisli. ( Menzil ) İstersen seni ikinci sıradan yüzde yüz aday gösterebiliriz.
- Kusuru bakmayın ama anlayamadım. Sizin cemaat AK Parti vekil adaylarını mı belirliyor?
- Tabii ki tamamını değil. Birçok ilde seçilmesi garanti olan yerler bize tahsis edilmiş durumda. Bu çerçevede Erzurum’un liste ikisi bizim kontenjanımız.
- Doğrusu çok şaşırdım. Ben zannederdim ki, AK Parti 15 Temmuz alçak kalkışmadan sonra, cemaatlerle arasına mesafe koydu.
- Doğru. Fakat biz hem darbe teşebbüsüne karşı direndik hem de zaten başından beri AK Parti’yi kesintisiz destekliyoruz.
- Teveccühünüze teşekkür ederim. Ama ben siyaset düşünmüyorum.
- Hoca niye siyaset düşünmüyorsun? Bak ne güzel vekil olacak beş yıl rahat yaşayacaksın.
- Sağ olun, ben zaten halimden şikayetçi değilim, çok şükür rahatım da kazancım da yerinde.
- Tamam da; vekil olmanın da forsu var canım…
- Olabilir. Benim ilgimi hiç mi hiç çekmiyor. Sen yine de acele karar verme. Hele iyice bir düşün.
- Düşünmemi gerektirecek bir durum yok, kararım katidir. Üstelik olmaz ya günün birinde siyasete girmeye karar versem bu, asla bir cemaat ya da tarikat eliyle ve referansıyla olmaz.
Evet; sohbetin özeti bu…
Şimdi herkes merak ediyor.
Kim o akademisyen, kim o AK Parti ve Menzil adına hüküm biçen?
Peşinen şu kanaatimi belirteyim.
AK Parti’nin ne Menzil’e ne de başka bir cemaat ya da tarikata böyle bir kontenjan tahsis ettiğine ihtimal vermiyorum.
Besbelli ki çeşitli bağlantılarına ve son on yılda sahip olduğu devasa servetin gücüne dayanarak, kendisini dev aynasında gören bir işgüzar durumdan vazife çıkarmış.
Erzurum küçük bir şehir...
Şükrüpaşa’da öksürseniz, Yıldızkent’te duyuluyor.
O hocanın kim olduğunu, bu şehri biraz tanıyan herkes tahmin edecektir.
Menzil adına mümessilliğe soyunan o zat ise, zaten ticari ve siyasi eylemleriyle değil Erzurum’da yedi düvelde biliniyor.













