Erzurum nereye evriliyor?

  • atatürk üniversitesi

Gayrimenkul piyasasında, tapular hızla el değiştiriyor!

Ticaretin olağan akışına ters gelişmeler yaşanıyor!

Erzurum nereye evriliyor?

 

Ne göç edene ne de göçle gelene karşı değilim.

Zira göç, bizim kodlarımıza işlenmiş bir program.

Asya’da, Demir Dağlarını erittiğimizden beri mütemadiyen göç ediyoruz.

Yönümüz de hep batı olmuş.

Siz, hiç ata yurduna geri dönen Oğuz Boyu duydunuz mu?

Göç, insanlığın değişmez bir hakikati…

Evet; Erzurum da asırlardan beri hem göç alıyor hem de göç veriyor.

Yani geleni de çok, gideni de…

Lakin bazı göçler var ki, kültürel boyutun çok ötesinde.

Nazım Hikmet, “Ceviz Ağacı” şiirinde bir yerde haykırır (Rivayet olunur ki, Nazım bu şiiri aslında Bulgaristan’dayken buluşamadığı sevgilisi için yazmıştır.) ve Zülfü Livaneli’nin de şarkıya dönüştürür.

O meşhur “Karlı Kayın Ormanları” şarkısında iki mısra vardır, ok gibi saplanır insanın kalbine…

Şair şeyle diyor:

“Ben bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Parkı’nda. Ne sen bunun farkındasın ne polis farkında.”

Mümkün ki, polis olup bitenin farkında olabilir.

Yani Erzurum polisi kulağının üstüne yatıyor, diyemem…

Polis için bunu diyemesem de, başkaları için en büyük puntolarla manşet atarım:

Erzurum’da hayatın olağan akışına zıt bir şeyler oluyor. Bu durumu bizden başkası görmüyor mu?

Ne mi o durum?

Söyleyeyim:

Erzurum’da son yıllarda, iktisadi şartlarla izah edilemeyecek bir ölçüde gayrimenkul el değiştiriyor.

 

Bir grup ya da tarikat adına hareket ettiği bilinen birileri, memlekette ne kadar gayrimenkul satışı oluyorsa, altında ıslak imzası var.

Tapular değişiyor.

Kaynağı nereden bilinmez, yüzlerce milyon liraya önüne gelen her yeri satın alıyorlar.

Devlet tek kelime sormuyor:

“Kardeşim gel buraya, bu kadar paranın kaynağı nedir, hangi ticareti yaparak bu zenginliğe ulaştın? Madem bu kadar akla ziyan paranız var, o halde niye maliyeye neredeyse sıfır vergi beyanında bulundun?”

Adamlar, parsel parsel şehri satın alıyorlar, kalanı için de pazarlık masasındalar!

Kimsenin ne parasında pulunda ne de zenginliğinde gözümüz yok.

Yeter ki izah edilebilir bir varlık olsun…

Bu devlet, oturduğu evden hariç bir evi daha olan adamın yakasına yapışıp gelir vergisi talebinde bulunuyor.

İyi de ediyor. Ama aynı bu devlet, bir iki yıl içinde yüzlerce milyonluk gayrimenkul satın alıp, tek kuruş vergi ödemeyen adamın kapısına niye gitmiyor?

Niye sormuyor:

“Paranın kaynağını açıkla.”

Tehlikeyi görenler ya suskun ya da işbirlikçi…

Üç yılda mı olur beş yılda mı bilemem…

Gördüğüm şu:

Erzurum’da bar oynayacak kimse kalmayabilir.

Kimileri bana, “abartıyorsun” diyebilir.

Hele başka birileri de var ki, onlar hemen, “Sen bu meseleleri bırak da, yollardaki çukurları yaz” şeklinde akıl vermeye kalkabilir.

Bir meselenin zamirinde ( parasal konularda) tarikat ve cemaat varsa ben acayip derecede huylanıyorum.

FETÖ de böyle başlamıştı, toplumda müthiş sevgi ve saygı kazanmıştı.

Biz Allah yolunda garip hizmetçiyiz” deyip, milyarlarca dolarları çıkan eyyamcılara asla güvenmiyorum.

Müslüman, aynı delikten iki kere üst üste ısırılırsa hata yılanda değildir.

Erzurum, denizdeki azgın dalgaların önündeki kütükler gibi hızla kıyıya vuruyor.

Yetmiyor, kalan dallarımız da kırılıyor.

Kim bu adamlar ve nereden buldukları belli olmayan paralarla bu kadar gayrimenkulü satın alabiliyorlar?

Niye?

Bu soru sadece beni mi tedirgin ediyor acaba?

Bu gayrimenkul avcıları gemi öylesine azıya almış ki…

Nasıl olsa hesap soran yok, diyerek misal; değeri yüz milyon lira olan bir yere yirmi milyon teklif edebiliyor.

Cevap alamayacağımı bildiğim halde soruyorum:

Küçük bir mahalle bakkalının kapısının önünde nöbet tutup, devlet adına ceberut olan o memurlar, niye kamyon yükü parayla Erzurum’u satın alan adamlara “sen hele gel buraya” demiyor?

Bu neyin planı?

Erzurum neye dönüştürüldü de bizim haberimiz yok?

Doksanlı yıllarda Erzurum’a dair demokrafik yapının değiştirilmesine dönük bir hesap vardı.

Besbelli ki ondan vazgeçildi.

Şimdi…

Allah adına, din adına, peygamber adına bambaşka ve ötekinden çok daha büyük bir oyun kurgulanmış…

Diyorlar ki:

“Erzurum’u zekata, Ramazan kolilerine, fitreye, hatim parasına duçar edersek zaten birkaç yıla kalmaz bizim istediğimiz kıvama gelir.”

Devlet söylemiyor madem biz soralım:

Bunlar nasıl bir Erzurum hayal ediyor?

Erzurum doluya tutulmuş bir postan evleği gibi hırpalanıyor.

Dalları da kökleri de ağır darbe yiyor.

“Altı yaşında kızın evlenmesinde ne mahsur var” diye soran sözde şeyhler, Erzurum’u kuşatıyorsa ve kimse bu adama, “Sen sapık mısın” diye soramıyorsa…

Kimse kusura bakmasın Erzurum ilim ve irfan açısından düşmüştür.

Talat ağabeyi sen o kadar kitap yaz ki, okuyan kim?

Bu şehirde birileri Musa’nın ümmeti gibi:

Bu olmasa başka bir puta tapacak!

Erzurum’da FETÖ denilen melanet yuvası dağılmasına dağıldı da, başka yuvalar kuruluyor bu aralar…

Adı yine din üzerine…

Yarın bir gün, “Allah bizi affetsin aldandık” deme lüksü yok artık kimsenin…

Alvarlı Efenin, Erzurum’a biçtiği rol şuydu:

“Kilidi Mülk-i İslam’ın.”

Şimdi de dönüştürülmek istenen Erzurum şu mu?

Kaynağı bilinmeyen paranın kilitli kasası!

İnsan hayatında elbette ki on yıl çok ciddi bir zamandır.

Aynı şey devlet için çok da söz konusu değildir.

Önümüzdeki ay, FETÖ terör örgütünün meşum darbe teşebbüsünün üzerinden on yıl geçmiş olacak.

Hafıza-i beşer nisyan ile mamuldür, demiş büyüklerimiz.

Çok doğru bir tespit…

Baksanıza kimi kesimler on yıl önce, Türkiye’nin nasıl uçurumdan döndüğünü unutmuş gibi!

Çok kuvvetli bir ihtimalle suikasta kurban giden rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, vefatından kısa bir süre evvel diyor ki:

“Bizim tarlayı çoktan sürmüşler.”

Tarla; Alperen Ocakları, süren ise, FETÖ…

 

Endişem odur ki, Erzurum da çoktan sürülmüş olursa, ah vah etmenin kimseye bir yararı olmayacaktır.

Helalinden yapılan her ticaret kıymetlidir, toplumun zenginliğidir.

Lakin…

Kaynağı ne olduğu bilinmeyen ve ticaretin genel geçer kurallarına aykırı olan para, her zaman büyük bir tehlikenin ayak sesidir.

FETÖ terör örgütü çökertildi, militanlarının bir kısmı yakalandı, büyük başları başka ülkelere kaçtı.

Tamam da…

Bu mahut örgütün, yüzlerce milyar doları vardı.

O para nerede?

El değiştirmiş olmasın…

Erzurum’un konut açısından istiap hakkı belli…

Buna rağmen, her yıl yüzlerce bina yapılıyor,

En çarpıcı tarafı ise, bu binaları yapanların büyük bir kısmı müteahhit değil.

Son yıllarda, o kadar çok kimse ardı ardına iflas etti ki…

Sormadan edemiyor insan:

Bu bina merakının zamirinde ne var?

Birileri kara parayı sisteme mi sokuyor?

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.