Biri dışarıdan baksa, tereddüt etmeden şu sonucu çıkarır:
Erzurum’un, vali ve başhekime “hayırlı olsun” ziyaretinden öte bir meselesi yok!
Bu neyin yarışı?
İstisnası var elbette ki…
Lakin umumiyetle giden için öyle kimse günlerce sıraya girip, “Güle güle, seni asla unutmayacağız” türünden ağıtlar yakmaz.
Genel gidişattır cari olan.
Gelen için “hoş geldin” merasimi ve ziyareti düzenlenir.
Tıpkı son günlerde Erzurum’da olduğu gibi…
Bizzat sosyal medyada yayınlamasalar ihtimal ki, çoğundan haberimiz bile olmayacak.
Ortalık video ve fotoğraftan yıkılıyor.
Filanca kimse yahut da falanca dernek yeni gelen valiyi ziyaret etti. “Hayırlı olsun” temennisinde bulundu.
Ramazan bereketiyle de harman olunca, ardı arkası tükenmiyor bu ziyaretlerin.
Bir de başhekim ziyaretleri var.
Memleketin hiç de alışık olmadığı bir ziyaret türü…
Şehir Hastanesi, neredeyse hasta kabulünden çok ziyaretçi akınına uğruyor.
Niyedir bilinmez, aynı durum Üniversite Hastanesinde olmadı.
Endişem şu:
Böyle devam ederse yani gerek valilik gerekse hastane, “hayırlı olsun” diyen ziyaretçilerle dolup taşarsa…
Vali de başhekim de asli işlerini yapamaz hale gelecek.
Sosyal medyada, Erzurum’a dair en öne çıkan görüntülerin başında ne var biliyor musunuz?
Ben söyleyeyim:
-Umre ziyaretinde, arka plana Kabe’yi alıp çekilen ihramlı fotoğraflar…
-Erzurum valisi iken İçişleri Bakanı olan Mustafa Çiftçi ile çekilen fotoğraflar…
-İftar masalarında kaydedilen video ve fotoğraflar…
-Valiye rekor sayıdaki “hayırlı olsun” ziyaretlerinin görselleri…
-Şehir Hastanesinin yeni başhekimiyle çekilmiş birbirinden ilginç pozlar…
-Fakir fukara için dağıtılan ramazan kolilerinin görüntüleri…
Sizce bu mudur Erzurum’un özeti?
Yahut da şöyle mi demeliyiz:
İşte Erzurum’un hal-i pürmelali…
Birader, ciddi ciddi soruyorum:
Nedir bu yarıştan murat?
Erzurum’a yeni bir valinin gelmesi ya da hastaneye yeni bir başhekimin atanması niye köy derneklerini bu denli alakadar ediyor?
Valiyle çekilen bir kare fotoğraftan kim nasıl bir sonuç çıkarıyor anlamıyorum.
Hoş o fotoğraf karesinden birilerine bir imtiyaz doğmayacak ki…
Ne vali ne de hastane başhekimi, ramazanda vakit geçirmek için gidilecek kimseler değil.
Her ikisinin de ana görevlerinden ötürü aslında başlarını kaşıyacak vakitleri yok.
Kimseyi incitmek de istemiyorum, ama Erzurum’da ayarı büsbütün bozulan bu görüntü, ne yazık ki marabalık izleri taşıyor.
Eskiden valilerin kapıları böyle ardına kadar açık olmadığı için gidip gelenler de ölçülü olurdu.
“O daha iyiydi” demiyoruz. Kimse bundan o sonucu çıkarmasın.
Bu da çok abartılı be Müslüman…
Ortası yok mudur bunun, niye bir türlü dengeyi tutturamıyoruz?
Oysa bilinmelidir ki…
Ne valilik ne de başhekimlik, yarenlik etmek için uğranılacak yerler değil.
Kahvehanelerin cılkı mı çıktı?
Bırakalım insanlar işlerini yapsınlar, bırakalım memleketin meseleleriyle meşgul olsunlar…
Bir aydır “hayırlı olsun” ziyaretleri sürüyor. Bir hafta sonra da “bayramınızı kutlarım” ziyaretleri başlayacak. En az on gün de o görüntülere tanık olacağız.
Sonra ne var?
“Bahar geldi, hoş geldi” turları mı başlayacak?
Yetti gayri…













