Haber Girişi : 22 Mart 2016 08:41

Kandilli'de tüten ocak

Kandilli'de tüten ocak
Kiminin rol, kimilerinin de yol yaptığı bu şehirde, Erpalan A.Ş öyle bir esere imza attı ki, ayakta alkışlamamak imkânsız...
Bu şehir, son yıllarda öyle yatırım ya da yatırımcı macerası yaşadı ki, artık hangisinin doğru hangisinin yalan olduğuna karar veremez hale geldi. Misal; hayvancılık... Bugüne kadar bu alanla ilgili onlarca gelişmeye tanık olduk. "Erzurum'a besi tesisi kuracağız" şeklinde yola 
çıkanların bir kısmı ya üçkâğıtçı çıktı ya da hayali yatırımcı... Bir kısmı da belki iyi niyetle 
çıktığı bu yolda şu veya bu sebepten muvaffak olamadı, yatırım aşkı hüsranla sonuçlandı. 
Fakat bir de gerçek anlamda başarmış olanlar var. 
Abdullah Büçge işte başarı hikâyesinin kahramanı... Abdullah Büçge, Erpalan A.Ş adıyla çıktığı bu yolda, bi hayli çile çekmiş, herkesin sabır gösteremeyeceği meşakkatlere katlanmış. Ama yılmamış, usanmamış, yenilgiye boyun eğmemiş.
Erpalan A.Ş'nin serüveni hayli ilginç... Abdullah Büçge aslında hayvancılık sektörünün içinden gelen biri değil. O, vaktiyle bugün mağazalar zinciri olan Tema'nın ilk kurucularından ve Tema'yı Tema yapan isimlerden biri, yani perakendeci...
Bazen şartlar insanı öyle bir savurur ki, siz isteseniz de istemeseniz de adına kader dediğimiz rüzgarın sizi attığı yere gidersiniz. Abdullah Büçge'nin hayvancılım serüveni de işte böyle bir hikâyenin ürünü, kaderin garip bir cilvesidir anlayacağınız...
Bir akşam Abdullah Büçge'nin telefonu çalar, açtığında telefonun öteki ucunda bir devlet adamı vardır. "Abdullah" der. "Müsaitsen bana kadar gel mühim bir mesele var, onu görüşelim."
Abdullah Büçge, telefondaki daveti emir telakki eder ve o "mühim mesele"yi görüşmek üzere önemli devlet adamının yanına gider.
Devlet adamı, sözü hiç uzatmadan konuya girer. Der ki, "Bak Abdullah kardeşim, Kandilli'de Tümen artık kapatılıyor. O muazzam arazi boşa çıkacak. Kimi iyi niyetli olmadıklarını bildiğimiz adamlar, tümenin bu arazisine konmak için türlü filmler çeviriyor. Devlet olarak bu riski göze alamayız. Senden talebimiz bu araziye talip olman ve burada büyük bir besicilik çiftliği kurmandır."
Abdullah Büçge, şaşırmıştır. Bir yanda canı kadar kıymetli bildiği devletinin bir isteği, öbür yanda ise hiç ama hiç bilmediği bir sektör...
Abdullah Büçge'nin kurduğu Erpalan'ın hikâyesi böyle başladı. Yakın dostları ve iş dünyası O'na "akıllı ol, akandan ve kokandan uzak dur" demelerine rağmen, Abdullah Büçge, "Gün, kayıtsız kalma günü değildir. Devletim benden bir şey istiyor, bugün eğer ben görev üstlenmeyeceksem devletime karşı kendimi suçlu hissederim"dedi.
Velhasıl, Abdullah Büçge yola çıktı. Nereden bilecekti ki o yol bırakın dikenleri adeta dikenli demir tellerle döşenmişti. Attığı her adımda birileri önüne set sekmeye ve yoluna bariyerler döşemeye çalıştı. Abdullah Büçge yılmadı, para kaybetti, aylar süren mesaisi yitip gitti, psikolojik lince uğradı. Kendisi o kısmını demiyor,  kimbilir belki de eşi ve çocukları da artık kaygı duymaya başlamıştı. Oluk oluk para gidiyor, ama tünelin ucundaki ışık bir türlü görünmüyordu.
Elbette O'na inanan dostları da vardı. Herkesin en karamsar tablo çizdiği anlarda dostlarından biri olan Serdar Çevrim hep O'nun yanında durdu, (Bu kısmı bizi ilgilendirmiyor, galiba ortaklığın en önemlisi de dostluğun gereği olarak para da koymuştur) manevi olarak destek verdi.
Dedik ya Erpalan'ın serüveni bi hayli meşakkatli...
Sonunda Abdullah Büçge, tüm zorlukları aşmayı, arkadaşı ve can dostu Serdar Çevrim'le birlikte, neredeyse bir olmazı başardı.
Kandilli'de bir zamanlar tümen karargâhı olan o arazi, bugün binlerce büyükbaş hayvana evsahipliği eden muazzam bir çiftlik....
Neredeyse insan eli değmeden yetiştirilen, sütü ve etinden faydalanılan o çiftlik, öyle bir başarı hikâyesinin abidesi oldu ki, "Erzurum'da besi çiftliği var mı" sorusuna yegane muhatap durumunda...
Abdullah Büçge, uzun ve yorucu bir yolculuğun sonunda bitkin düştü, yara bere içinde kaldı belki... Bugün gözlerinin içi gülüyor, yüreği bayram yerine götürülmüş bir çocuğun sevinciyle dolu adeta... Çünkü başardı, devletine verdiği sözü tuttu ve olanca  baykuş narasına rağmen muvaffak olmanın engin huzurunu yaşıyor.
İşletmeci olup da sorunlardan azade olmak, hele hele de Erzurum gibi bürokrasisinin her iş adamına hırsız nazarıyla baktığı bir şehirde beşbaşı mamur olmak mümkün mü?
"Olsun" diyor Abdullah Büçge... "Gün gelecek o şaşı bakışı ve çürük anlayışı da yeneceğiz. Çünkü bu vatan bizim ve bu vatana hizmet etmek ibadettir."
Şimdi ortaya çıktı, bu vesileyle de herkes öğrendi artık... Bu şehirde kimileri, "biz hayvancılık yapacağız" deyip, o günkü cemaati yani bugünkü paralel yapıyı arkasına alarak, binlerce dönüm araziye bedavadan kondu, milyonlarca liralık hibe krediler kullandı.
Ortada o adamlardan geriye ne bir adet hayvan, ne de bu şehre kazandırılmış artı bir değer yok. Fakat Abdullah Büçge, bir kaç düzgün işletmeci gibi namusu ve şerefiyle bu ağır yükün altından kalkmasını bildi. 
Peki Erpalan'ın ya da Abdullah Büçge'nin hiç mi sorunu yok, sisteme dair müşteki değil mi yani?
Olmaz mı, hem de ne şikayetleri var...
O, Kandilli'de tutuşturduğu kandillerin sadece kendisini değil bütün bir şehri aydınlatmasını istiyor.
Mumun dibine ışık vermeyeceğini bile bile hem de...
En samimi hissiyatım şudur: Gün gelecek Erzurum bu geri kalmışlık zilletinden kurtulacak. Çünkü, biliyorum ki bir yerlerde hep Abdullah'lar var...
En iyisi mi gelin onları da yarın anlatalım...


Etiketler : şener
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.