Tayyip Bey’i dinledim, Kızılcahamam’da yaptığı konuşmasında…
Hemen her konu başlığında haklı çıkışlar yaptı, her itirazı yerindeydi.
Madem diyorsunuz ki, “Artık eğri oturup doğru konuşalım”
O halde Tayyip Bey, kaşlarınızı çatmayacaksanız eğer biz de birkaç kelam edelim…
Bu halkın hala yüzde ellisinden fazlası sizi seviyor ve destekliyor.
Ala…
Ama bu size Tayyip Bey, istediğim kimseyi dayatırım hakkını verir mi?
Bunu 22 yıl boyunca hem de kaç defa yaptınız.
Ne onlar bizi ne de biz onları tanımadığımız kişileri bize vekil seçtirdiniz.
Elan olduğu gibi ne Erzurum’u ne de Erzurum halkının meselesini dert edinmeyen kimseleri vekil seçtirdiniz Erzurum halkına…
Bu hakka reva mıdır?
Tayyip Bey…
Şu günlerde Kızılcahamam’da “yine mahalli seçimde niye yenildik” sorusuna cevap arıyorsunuz ya…
Esasında son genel seçime dönüp bir baksanız, aradığınız cevabı bulacaksınız.
Tayyip Bey…
Erzurum’a vekillik mazbatasını almaktan başka dönüp bakmayan bir vekili siz bize dayattınız.
Tayyip Beyi sizi sevmekten öte ne günahımız vardı ki, bize bu zulmü reva gördünüz?
Keşke takip ettirseydiniz.
Görecektiniz ki o kişinin ne gündeminde, ne vicdanında, ne de ajandasında Erzurum diye bir şey yok!
“Niye mahalli seçimde yenildik?” diye sordunuz ya Kızılcahamam’da…
Öncesine gidiniz…
Kendinize sorun lütfen:
“Biz parti olarak hangi şehirlere (sırf bizi destekliyor diye) nice lüzumsuz insanı vekil diye dayattık?”
Tayyip Bey…
Farkındayım, canınızı sıkıyorum ama bu soruyu sormak zorundayım:
Partiniz, yani AK Parti…
Bu şehrin insanının kendi mukadderatını tayin etme hakkına lütfen saygı duysun.
Sayın Başkan…
Mazbatasını alıp sırra kadem basan vekiller eliyle mi bu şehir ihya olacak?
Sayın Başkan…
Anlamıyorum; niye zorluyorsunuz:
Sevginin bile bir hududu var…













