Sevinelim mi? Üzülelim mi?

  • atatürk üniversitesi

Bizim bir cevabımız var; ama istiyoruz ki asıl siz görüş bildiriniz…

 

71 bin 536… Bu neyin sayısı?

Bu, devletin yardım yapmak amacıyla ulaştığı hane sayısı…

Bir hanede ortalama üç kişinin olduğu varsayılırsa, devletin yardıma muhtaç olduğunu düşündüğü vatandaş toplamı yaklaşık 215 bini buluyor.

Erzurum’un toplam nüfusu ise, ilçe ve köyleriyle birlikte 750 bin civarında… Buradan hareketle şu sonucu çıkarırsak abartmış mı oluruz: Erzurum’da her beş kişiden ikisi yardıma muhtaç…

Kabul… Erzurum, ülke genelinde ekonomisi en zayıf illerden birisi… Ve fakat resmi verilerin ortaya koyduğu tablo öylesine can yakıcı ki kendimizi, “Şehir bu kadar vahim durumda mı” diye sormadan alamıyoruz.

Diyanet fetva verse, buyursa ki, “Zekat ve fitrelerinizi Erzurum’a verebilirsiniz.”

Bu tabloya göre, dine mugayir bir eylem içinde olmamış olur.

Daha vahim olanı ise şu: “Yardım etme maksadıyla 71 bin 536 haneye ulaştık” sözü, Erzurum İl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürlüğü’ne ait… Tut ki bu sayı bir yılın toplamını kapsıyor olsun. Yani tablonun düşündürücü olmasını değiştirmiyor. Çünkü ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştıran yalnızca SYDV değil. Belediyeler başta olmak üzere vakıflar, dernekler ve şahıslar da yardım dağıtma konusunda son derece aktif bir rol üstleniyor.

Bu gerçekten hareketle, “Erzurum’da yardım ulaştırılan hane sayısı en az 200 bindir” de demiyoruz. Böyle demiş olmak, şehrin neredeyse yüzde doksanının yardıma muhtaç olduğu neticesi doğurur ki, bu da, doğru bir değerlendirme olmaz. Biliyoruz ki yardım ulaştırılan kişiler, genellikle farklı kurum ve kişilerden birden çok destek alıyor. Buna rağmen ortadaki bu tablo, yani 70 ile 100 bin arasında hanenin yardıma muhtaç olduğu gerçeği, şehir adına kırmızı alarm üretilmesini gerektirecek bir durumdur.

Tamam… Sosyal devlet nazarından meseleye baktığımızda, pekala demeliyiz ki, “Devletimiz kimseyi aç ve açıkta bırakmıyor.” Bu, maşeri vicdanı da rahatlatacak bir hakikat… Ama madalyonun öteki yüzü de başka bir şey söylüyor: Erzurum’da fakir-fukara sayısı hızla artıyor. Fakir fukara sayısının giderek büyümesi beraberinde; işsizliği, göçü ve kimi toplumsal sorunları getirir.

Hiçbir şehrimiz değil elbette; ama Erzurum, ülke içerisinde gözden ve gönülden ırak tutulacak bir il hiç mi hiç değildir. Erzurum… Yeri gelmiş derbent şehri olup hudut nöbeti tutmuş, yeri gelmiş jeopolitik açıdan devlet için teminat olmuş. Yetkililer bilmelidir ki, yoksulluk, göç ve işsizlik yalnızca istatistik bir veriden ibaret değildir. Veriler, sosyal ve siyasal bir tehlikenin ayak sesleridir aynı zamanda…

Hani evrensel bir ifade var: “Bana balık vermek yerine, balık tutmayı öğret.” Bu tespit, günden güne yardıma muhtaç hale düşen şehirlerin halklarının itirazını ve taleplerini haklı kılar. “Beni aç bırakmıyorsun, yardım elini sürekli uzatıyorsun. Müteşekkirim. Lakin ben hep avuç açan biri olarak mı kalacağım? Ben iş istiyorum, onurumla ve alın terimle soframa bir ekmek koymak istiyorum.” Arjantinli efsane devrimci Doktor Ernesto Che Guevara diyor ki, “Bir insan nabzı durduğu için ölmüş sayılmaz. Bir insan, gerçekte onurunu yitirdiğinde ölür.”

Bizde de çok harika bir hikaye var. Adam tembel; “iş yok” diyerek çalışmak istemiyor. Karısı da bu durumdan acayip müştekidir. Kocasına sitem ediyor: “Git çalış, eve ekmek getir” diye. Derken adam bir gün eve gelir ve karısına der ki, “Ben para kazanmak için gurbete gidiyorum.” Yola çıkar, ama çok geçmeden geri döner. Karısı sorar: “Be adam hani sen gurbete gidiyordun; niye geri döndün?” Adam cevap verir: “Yolda bir kuş gördüm. Yerdeydi, uçamıyordu. Kanadı kırılmıştı. Tam o esnada bir kuş geldi, kanadı kırık kuşun yanına kondu ve gagasından ona yiyecek verdi. Ben de gurbete gitmeyeceğim. Nasılsa biri de bize yiyecek getirir.” Karısı o tembel adama şu muhteşem cevabı verdi: “Be adam, kanadı kırık kuş olmak yerine, gagasında yiyecek getiren kuş olmaya heveslenseydin keşke…”

Erzurum’un tercihinin, kanadı kırık kuş olmak olmadığına inanıyorum. Lakin devlet de, Erzurum’u yaralı, eksik ve malul olarak görmesin… 71 bin 536 hanede kadınlar ve çocuklar, “Kapımızı ne vakit yardım getirecek kimseler çalacak” diye beklemek yerine… Bütün kapılarda kadınlar “kocam”, bütün çocuklar da “babam işten geldi” desin. Kapının ardında, üstünde “yardımdır” yazan koli olmasın yani…

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Hslisvdemir01 Nisan 2026 03:38

    Atın önüne et itin önüne ot koyarsanız böyle olur. Erzurum hayvancılık yeri bu şehir 30 sene önce İran’a Ortadoğu’ya tırlarca et gönderen bir şehirdi . Siz kalkıp ovayı imara açarsanız Erzurum ovasına mal bulmuş magribi gibi saldırırsanız. Kombinayı yıkıp apartman yaparsanız böyle olur. Eski kombinanın olduğu yerde tam 3 adet et kesimjanesi vardı. Oradan havaalanına kadar binlerce koyun yayılırdı. Mehmetvsekmen imara açtı 1 gecede tarım arazileri turizm sahası ilan edildi ve Hilton yapıldı. Bunu düşman yapmazdı. Etüyü 1. Sınıf tarım arazisine yaptılar. Bu şehirde köyler boşaldı üretici tüketici oldu. Şimdi boş boş geziyorlar. Yapılmadı gereken şey ovayı imara kapatmaktır. İnanın bu kötülüğü Ermeni Rus yapmadı. Sekmen yaptı. Yarın bu şehir tamamen batacak. Orman fidanlığını bölüp yol yapan adam bu şehre daha nasıl kötülük yapsın. Sigortacılık yapıyor böyle bir zihniyet erzuruma ne kazandırır. Bu şehri sadece hayvancılık ayağa kaldırır yoksa sabahtan akşama kadar avmlerde vitrin seyredersiniz

  • Ali er30 Mart 2026 22:04

    Erzuruma bu kadar yabancı lümpen bir yazı. Gerçekten hiç utanıp sıkılmıyor musun Mehmet bey. Erzurumda devletin bir tane fabrikası mı kaldı. Hepsi satıldı. Erzurum artık işsiz güçsüz gençlerin kahveleri doldurduğu bir şehir. Devlet insanlara iş vermek yerine bedava otobüs bileti veriyor bedava müze bileti veriyor yani hiçbir işe yaramayan şeyler. Akpnbu ülkeye yardıma muhtaç milyonlar oluşturmuş ve bunlardan oy bekliyor

  • Misafir30 Mart 2026 17:13

    Parti tercihini AKP'den yana kullanmasının sebebi ortaya çıkmış oluyor böylece. "Marabanın" tercihi hep ağadan yana olur.