Kış kenti Erzurum ve çevresinde halk takvimi uygulamaları

Hangi doğal ve kültürel ortamda olursa olsun hemen her yerleşim biriminin kendine özgü bir takvimi vardır. Halk takvimi, herhangi bir yöre insanın kültürel bir miras olarak edindiği, uzun süreli deneyim ve törelere dayanır.

Hangi doğal ve kültürel ortamda olursa olsun hemen her yerleşim biriminin kendine özgü bir takvimi vardır. Halk takvimi, herhangi bir yöre insanın kültürel bir miras olarak edindiği, uzun süreli deneyim ve törelere dayanır.  Yukarı Kür ve Aras boyları ile Çoruh'un sağ kolları üzerindeki sahalarda (Kars, Erzurum, Çoruh illerinde), halk arasında bu takvim kullanılmaktadır. 
Türkler, İslâm kültür ve medeniyeti çevresine girdikten sonra iki takvim kullanmışlardır. Bunlardan ilki bir yılı, ayın 29/30 günlük dönem içindeki değişmelerine göre 12'ye bölen, yani 354/355 gün sayan hamasî takvim (ay takvimi), diğeri Dünya'nın Güneş etrafında 365/366 günlük hareketini esas alan, Batı ülkeleriyle ortak olan Şems takvimi (Güneş takvimi) dir. 
Halkın gelenekleriyle ilgili sayılı günler için bu iki takvimden de yararlanılır. Dinî bayramlar için ay takvimi, başka türden törenler için Güneş takvimine başvurulur. Geçmişteki belli bir olayın zamanını göstermek için, başvurulan yollardan biri de toplum hayatında iz bırakmış daha önemli bir olayın bellek taşı olarak alınmasıdır. Seferberlik (1914-1918), 93 Harbi (1876), Balkan Harbi (1912), Erzincan depremi (1939) vb. Kimi zaman da bunun tersi bir yol tutulur. ''Ben on beş yaşında iken seferberlik başladı'' (1914).
Gece ve gündüz, güneşin batması ile doğması arasındaki zamandır. Ancak batı geleneğinden farklı olarak bizde gün, akşam güneşinin batımından başlar. Perşembeyi Cuma'ya bağlayan akşama ''Cuma akşamı'' denilmesi vb.
Haftanın günleri herkesçe resmî adları ile bilinmekle beraber, bölgelere ve yörelere göre özel ad taşıyan günler de vardır. Perşembeye Cuma akşamı, Cumartesine, Cuma ertesi, Pazartesine, Pazar ertesi adları verilir.
Halk güneş sisteminden hareketle seneyi iki mevsime ayırmıştır. ''Ruz-ı Hızır'', denilen birinci mevsim 6 Mayıs'tan başlayıp 8 Kasım'a kadar devam eder, yaz günleri anlamına gelir. 15 Eylül'den başlayan 7 haftalık döneme Erzurum çevresinde ''7 haftalar'' denir. Ruz-ı Hızır dönemi toplam 186 gündür. ''Ruz-ı Kasım'' denilen ikinci mevsim ise 9 Kasım'dan başlayıp 5 Mayıs'a kadar devam eder, kış günleri demektir.  Bu, ''Ruz-ı Hızır''dan bir hafta daha kısadır. 179 gün olarak hesap edilir. Halk takviminde ilkbahar ve sonbahar terimleri kullanılmamaktadır. Ruz-ı Kasım'ın ilk kırk gününe yörede ''karakış'' denir. 20 Aralık'a kadar devam eder. Arapça karşılığı ise ''erbain'' dir. Yörede, 1-15 Kasım ''koç katımı'', 1-26 Kasım ''pastırma yazı'' olarak adlandırılır.  Ruz-ı Kasım'ın kırkıncı gününde (20 Aralık) asıl soğuklar başlar. Bu dönemde bazı hayvanlar kış uykusuna yatarlar. 10 Şubat'a kadar devam eder ve oldukça soğuktur. Bu dönem, yörede ''zemheri,'' diğer adıyla ''çile ayları'' olarak da isimlendirilir. Arapça karşılığı ise ''hamsin''dir. Rumî Mart ayının 9'unda leylek gelir, ''8'e gelmez 9'a dokuza kalmaz'' sözü bunun için söylenmiştir. Bu Miladi takvime göre 22 Mart tarihine rastlanmaktadır.
 Uzun bir kış geçiren yöre halkı, Rumî Şubat başlarından itibaren baharı beklemeğe başlar. Söz konusu ayın özel adı ''Cücük''tür. Şubat ayının içinde cemreler düşer. Cemre ''ateş parçası'' demektir. İlk olarak 7 Şubat (20 Şubat)ta havaya düşünce havalar ısınmaya başlar, 14 Şubat (27 Şubat)ta suya, 21-22 Şubat (5 - 6 Mart) tarihinde de toprağa düşer. Bu günlerde güneşli havalarda, topraktan buhar çıktığı görülür.
Rumî Şubat ayının son dört günü ile Mart ayının ilk üç gününü içine alan haftaya 26 Şubat-4 Mart (11-17 Mart) ''Berd-el-acüz'' denir. Bazı yörelerde bu, ''berdelecüz'' veya ''berdelegüz'' olarak da isimlendirilmektedir. Arapçada ''berd'' soğuk, ''acûz'' ise ''koca karı'' demektir. Bundan dolayı, bu tarihlerde görülen soğuklara ülkemizde ''koca karı soğukları'' denmiştir. 
Çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan toplumların takvimleri, mevsimlerin ve her mevsim içindeki bölümlerin yıl içindeki hava şartlarına bağlı düzeni içinde olur. Bu çevrelerde halk takvimi, güneş takviminden pek farklı değildir. Ancak ayların adlarında ve bölümlerinde, türlü etkenlerden gelme çeşitlemeler görülür. Erzurum ve çevresinde bazı ayların farklı isimleri şöyledir: 
Ocak : Zemheri 
Şubat : Cücük, Gücük
Mart : Tohum, Döl Dökümü 
Nisan : Abrel, Çift Ayı
Mayıs : Ayların Gelini 
Haziran : Kiraz, Gündönümü
Temmuz : Orak 
Ağustos : Harman 
Kasım : Koç 
Aralık : Karakış
Diğer ayların isimlerinde bir değişiklik yoktur. Yörede, Rumî Mart ayının onuncu gününe '' ezel bahar'' (M.23 Mart), on yedinci günün ise ''hafta hamal'' (M.30 Mart) denilmektedir. Hafta hamalda ilkbaharın ilk yağmurları beklenir. Yağmur yağması için eski bir süpürgenin ortasından geçirilen çubuk parçasının uçlarından tutan iki çocuk: ''Teknede hamur Tarlada çamur. Ver Allah''ım ver Bir sulu yağmur'' tekerlemesini söyleyerek kapı kapı dolaşıp yumurta toplarlar. Hafta hamalın diğer bir özelliği de o yıl fazla yağış olmasını isteyen hanımların, evlerin damlarını çizmeleridir.'' Yörede, Nisan ayı sonu ile Mayıs ayı süresince ikindi vakti yağan yağmurlara ''kırkikindi yağmurları'' denir.
Erzurum'da önemli soğuklardan biri de Nisan ayında görülür. Yörede ''camışkıran'' adıyla bilinen bu soğuk Rumî 5, Miladi 18 Nisan tarihine rastlamaktadır. Bu soğuklar için yöre halkı; ''kork Abrelin beşinden camışı ayırır eşinden'' atasözünü dilinden düşürmez.
Kışın bittiğini ve yazın başladığını haber veren en önemli ay Mayıs ayıdır. Mayıs ayının 5. ve 6. günlerine rastlayan Ruz-ı Hızır'ın ''bahar bayramı'' olarak kutlanması, bu aya özel bir önem kazandırmaktadır. 
Uygulama ve İnanmalar: Halk takvimi içinde tabiat olayları önemli bir yer tutar. Başlıca tespitlerimiz şunlardır:
* Güneşli havada yağmur yağarsa, kurt doğuruyor demektir.
 * Zararlı olan yağmuru kesmek için yoğrulan çamurdan yapılan kurbağa kıbleye bakan bir duvarın deliğine konur.
 * Çamurdan fare yapılıp ateş yanında kurutulursa yağmur kesilir. 
* Ay doğarken donuk görünürse yağmur yağar.
* Uzunca bir iplik üzerine kırk kelin adı söylenerek her biri için bir düğüm vurulursa yağmur kesilir.
 * İlk düşen dolu tanelerinden birisini, anasının ilki olan koynuna alacak olursa dolu kesilir. 
*Hetirceğin üzerine tuz serpilerek kapının önüne atılırsa dolu kesilir.
* Ezan okunursa dolu kesilir.
* Zemheri (Ocak) ayında havaların sıcak olması kıtlık olacağına işarettir.
* Tarlaya ilk tohum atıldığı zaman iki rekât namaz kılınırsa ürün bol olur.
Yrd. Doç. Dr. Lütfi Sezen

24.12.2017 21:26:59