Esra Elönü Şafi mi Oldu?

Geçtiğimiz günlerde Esra Elönü isimli yazarımsı hanımın müziğe, teganniye ve hanımların şarkı söylemesine verdiği fetvayı ağzımız açık kalarak okuduk ve hayretlere düştük. Daha öncesinde içinde İslâmi nas olarak kabul edilecek hiçbir kaidenin geçmediği ‘erkeklerle tokalaşmanın caiz olduğuna’ varan bir yazı kaleme aldığını biliyorduk. Ancak bu defasında giriştiği kurnazca bir yol var.

Tokalaşma yazısında söylediği cahilane sözler üzerine çok tepki alan Elönü, bu kez müzik, şarkı ve hanım şarkıcıya cevaz verirken kendisi üstüne alacağı tepkileri önlemek için Hayreddin Karaman Hocanın fetvasını kopyalamış. Lcd ekranda tahsil ettiği ilmi büyük bir marifetmiş gibi göstermek için ‘sizin gibi facebook’tan kopyalamadım, hocanın resmi sitesinden crtl+v yaptım’ demesi her ne kadar bizleri güldürse de dalaleti kerihçedir.

Muhtemelen google’a yazdığı ‘şarkı söylemek caizdir’ aramasının sonucunda bulduğu bu fetva ve izlediği yol, ilmi değildir. İnternet başında alim olunmaz, fetva verilip müftü olunmaya kalkışılmaz. Kendisini bir hanefi olarak şafi bir alimden (Gazzali) fetva almadan önce direk Hazreti Peygamberin hadislerini okumaya davet ediyoruz. Senedi ve sahihliği hakkında şüphe bulunmayan şu hadis-i şerifle kendilerini ikaz ediyoruz.

Ümmetimin arasında fercleri, ipeği, şarabı ve çalgı aletlerini helal edecek bir topluluk olacaktır. (...) Yüce Allah onları kıyamet gününe kadar maymun ve domuzlara dönüştürecektir. (Buhari)

Hadis-i şerifte nefsi oyalayacak çalgı aletlerinin kerahetinden bahsedilmiştir. Esra Elönü Hanım da (biz kendisine her ne kadar hanım desekte o bundan hoşlanmayacaktır. Muhtemelen çılgın kız, meşhur kız dememizi bekleyecektir) ruha katkısı olmayıp, zehir saçan (şehevi müziklerin dışında) müziklere fetva vermeden önce maymun ve domuz olma endişesi taşımalıdır.

Bunun dışında erkeğin dahi şarkı söylemesi tarih boyunca çokça tartışılmış ve ekseriyetle caiz olduğu yönde fetva verilmemiştir. Fetva veren alimlerin çoğu ise zararı yoksa diye bir vurgu yapmıştır. Bahsedilen zarar ise asla şehvetle kısıtlı değil,  malayane, fuzuli ve fitneye sebebiyet verecek durumlar gibi genişletilmiştir.

Ayrıca hanfendi, kadın şarkıcılığa fetva veren yazısında, günümüzde oluşan bir durumu da gözlerden kaçırmıştır. Bir kadının şarkıcılık yapması, klip çekmesi, tv’lerde şarkı söylemesi milyonlarca erkeğin ilgisini cezbetmesi demektir ki buna fethva veren bir alimden alıntı yapmasını bekliyoruz. Erkeklerden kaçınmak Allah tarafından emredilmektedir:

Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmamalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Elmalılı Hamdi Yazır Meali-Ahzap 59)

Üstünü sımsıkı örtsünler ki, tanınmalarını önlesinler diyen Bir Allah’ın bir başka mealde münafık erkeklerin eziyetlerinden korunsunlar diyen Rabbin milyonlarca erkeğin önünde, tüm sanat meziyetini ortaya döküp, yine bedenini de kullanarak şarkı söylemesine izin vereceğini hangi ilimle, hangi vicdanla söyledi? Açıklamasını bekliyoruz.

Eğer bu tür çıkışları, ‘bende varım, bende yazarım, bende meşhur olacağım’ gibi psikolojilerle yapmaktaysa, sakin olsun. Yazarımsı bir Esra Elönü’nün mevcudiyetinden haberdarız.

Hayreddin Karaman Hocanın sadece işine gelen fetvalarını değil, benimsediği takdirde tüm cihetlerde alimi ilan etmesini bekliyor tesettür ve sigara bahislerini de altını çizerek okuyup, tatbik etmesini umud ediyoruz. Hele ki mevcut şeriattan bihaber örtünmesine ‘İslami tesettür’ demek zavallıca ve ötesinde küstahçadır. Bu küstahlık Allah’a yapılmaktadır.

Hayreddin Karaman Hoca hürmet duyduğumuz âlimlerden bir tanesidir. Ancak şeriatta tartışmalı mevzularda Kuran ve sünnetten sonra İcma kaynağı vardır. Yani bu hususta da alimlerin genel görüşüne ve ittifakına bakmak zaruridir.

Evvela Hanefi mezhebine göre çalmakta dinlemekte haramdır. Burada İmam-ı Azam ve talebeleri hadisleri olduğu gibi kabul etme yönünde ilerlemişler ve yoruma açmamışlardır. Şafi ve Maliki mezhebine göre çirkin görülmüş, Hanbeli mezhebinde ise yine haram kılınmıştır. Özellikle Hanbeli âlimlerden, Selefiyye akımının öncüsü İbn Teymiye bu konu da sert çıkışlarıyla bilinmektedir.

İmam Gazali hazretleri de her ne kadar Şafi bir alim olsa da, ilmi rahatlıkla bir mezhebe öncülük etmeye kâfi olacak olan bu alim özgün fetvaya sahiptir. Vasat davranan alim şu dört koşulda değişir demiş ve açıklamıştır:

1) Dünya arzusu ve şehvet hisleri ile dolup taşan gençler için yalnızca bu duyguları tahrik eden müzik haramdır.

2) Vakitlerinin çoğunu buna veren, iştigâli âdet haline getiren kimse için mekruhtur.

3) Güzel sesten zevk alma dışında bir duyguya kapılmayan kimse için müzik mübahtır, serbesttir.

4) Allah sevgisi ile dolup taşan, duyduğu güzel ses kendisinde yalnızca güzel sıfatları tahrik eden kimse için müstehabdır.

Forum, blog gibi ilmi ciddiyeti olmayan kaynaklardan ırak bi araştırma yapıp, İmam Gazali’nin İhya’sında mevzuya ilişkin yerleri geniş geniş okuduğumuzda çıkan aşikar sonuç; aradan ciddi bir zamanın geçmesi fetvada da mutlak bir değişikliği beraberinde getirdiğidir. Zira Gazali, Hz. Ayşe örneğinde ki gibi daima bire bir teganniye göre fetva vermiş, fitne ihtimali yoksa caiz demiştir. Fitneden kastının da erkek şehvetinin kulaktan ziyade gözle olacağı vurgulanıp eğer buna yer yoksa demiştir. Ancak aradan geçen yüzyıllar sonrasında, Tv, cd, kaset, klip gibi imkanlarla erkeğin tek başına oturduğu oda da kadın şarkıcıyı dinlemesi ve şehevi manada etkilenmesi gayet mümkündür. İmam Gazali teganninin normal söze kıyasen şehvette çok daha üstün olduğunu kabul etmiştir. Öyleyse fetvaya günümüz alimlerinden cevap verilmeli, erkeği günaha sokacak şarkının kadın tarafından kaset, cd gibi araçlarla çoğaltılması caiz mi sorusuna cevap aranmalı.

Her ne kadar Misak-ı Milliyle sınırlı olmayan âlimlerimizden bihaber olsa da, İslam Dünyasında en az Hayreddin Karaman kadar saygın bir kişiliği olan değerli Alim Yusuf El Kardavi Çağdaş Meselelere Fetvalar kitabın da, eşyanın özü helaldir mantığıyla şarkıya da helal dedikten sonra kerih ve haram yapan durumları İmam Gazali gibi sıralamış, şüpheli durumları açıklamış ve arkasından şu beyanı neşretmiştir:

Bu yüzden dinine bağlı Müslümana yakışan odur ki, daima şüphelerden kaçınarak, azimetle amel edecek, haram kokusundan kurtulamamış bütün şeylerden nefsini uzak tutacak, ama kim "Ben ruhsatla amel edeceğim" derse nefsini korumak için çok araştırsın, gücü yettiği kadar günah kokularından en uzak olanını seçsin dinlemek için bu kadar tehlike varsa ya o şarkı sanatçılığının içinde bulunmak, gerçekten çok tehlikelidir. Bu işten sağlam imanla çıkmak az olan vakalar arasındadır.

Tabi bu tehlikeler erkekler içindir. Kadını hiç karıştırma. Çünkü onun için bu işler çok daha tehlikeli ve korkunçtur. Bu yüzden Allahu Teala, kadınlara giyimleriyle, kuşamlarıyla, gezişleriyle, konuşmalarıyla erkeklerden sakınmalarını emrediyor ki, erkeklerin kötü bakışlarından, eziyetlerinden korunmuş olsunlar. Bilhassa kalblerinde hastalık bulunan erkeklerden böylelikle korunmuş olsunlar. Allahu Teala bir ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor:

"İşte böylece onlar çok zor tanınacak dolayısıyla da eziyet edilmeyecekler."

Başka bir ayette de:

"Seslerini inceltmesinler. Çünkü kalbinde hastalık bulunan kimse onları tama eder" (Ahzab: 33/32) buyruluyor.

Kadının şarkıcı olması onun fitneye düşmesine veya düşürülmesine ve uzak durması mümkün olmayan, haramlara düşmesine yol açar. Çünkü mesleği gereği protokol, konser vs. işleri için yabancı erkeklerle beraber olması gerekecektir. Kadının yabancı erkeklerle beraber olmasına İslam müsaade etmemiştir.

Daha bir çok günümüz Âlimlerinden kadınların şarkı söylemesine haram diyenler olsa da, Kardavi’nin şahsında genel meali aktarmak kâfidir. Müslümana işine geldiği zaman, işine gelen alime ittiba etmek yakışmaz, şık durmaz. Eğer özgürlük adına kadının şarkı söylemesine haram demeye çalışıyorsa zorlanmasın. Zira takvanın özü daha gür!

 


15.01.2011 19:42:00