Şenkaya’da coşkulu kutlama
AK Partili kadınlar hemşireleri unutmadı
Polisten kaçamadılar
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Vali Bey, bir 'çılgınlık' da siz yapın...

Mehmet ŞENER
Vaktiyle dönemin yöneticileri büyük bir yanlışa imza atarak, tarihi valilik binasını boşaltmışlardı.
29.04.2011 / 00:00


Vaktiyle dönemin yöneticileri büyük bir yanlışa imza atarak, tarihi valilik binasını boşaltmışlardı. Aradan yıllar geçti, o yanlış öylece sürüp gitti… Oysa Erzurum'u bilen ve tanıyan pek çok devlet adamı, "Niçin böyle tarihi bir binayı bırakıp da, şu ucube beton binaya taşındınız?" diyerek, tepkilerini açıkça göstermişlerdi.

En son İçişleri Bakanı Beşir Atalay haklı olarak dost siteminde bulunmuştu.Fakat ne hikmetse, ne politikacılarımız ne de yerel yöneticilerimiz (özellikle valiler) bu hususta parmaklarını bile kıpırdatmadılar. Mazeretleri şuydu: "O bina idari yargı emrine tahsis edilmiş, artık geri alamayız"

Biliyorsunuz, valilik o tarihi binadan taşındıktan bir müddet sonra, idari yargı yerleşmişti.

Esasında bina, Milli Emlak Müdürlüğü'nün, yani Hazine'nin... Binaya kimse sahip çıkmayınca, hatta kaderine terkedilmişken, o dönemin Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Yılmaz Akçil, talepte bulunarak, tarihi binaya idari yargıyı taşımıştı.

Başka bir ifadeyle Yılmaz Bey, yıkılmaya yüz tutan tarihi binayı kurtarmış oldu. Fakat bina uzun yıllardan beri kayda değer bir restorasyon görmediği için adeta dökülüyordu.

Tam bu sırada, Dadaşkent'te inşa edilen ama açılışı o sıralarda belli olmayan istinaf mahkemesinin binası imdada yetişti. Hazır bu arada valilik binası da artık idare mahkemesinin ihtiyacını karşılamıyordu, bu fırsat iyi değerlendirildi, boş olan istinaf mahkemesine idari yargı yerleşti.

Şimdi şartlar değişti. Hani, "Evden çık Almanya'dan kızım gelecek" türünden ev sahiplerinin meşhur mazereti vardır ya, o misal, Adalet Bakanlığı, idare mahkemelerine "Bu binadan çıkın, eski yerinize gidin. Çünkü yakında istinaf mahkemesi hizmete girecek" dedi.

Hâlbuki o arada birkaç yıl geçmişti. Şayet istenseydi bir yandan idare mahkemeleri için sıfırdan bir bina yapılırdı ve bir yandan da eski valilik binası aslına uygun biçimde onarılıp, sembolik de olsa valinin makamı oraya taşınırdı.

Kimse ilgilenmedi... Sanki mevcut valilik binası bir sanat harikası ya da hizmet için çok ideal bir şekildeymiş gibi, süreci izlemekle yetindiler!

Oysa birçok vilayette (özellikle tarihi arka planı kuvvetli olan) muhakkak surette valilik binaları, eski tarihi yapılardır. Misal; İstanbul, Bursa, Konya, Ankara gibi...…

O iller isteseydi, beton yığınlarının alasını yapamaz mıydı?

Erzurum için hâlâ bir fırsat var: Valilik devreye girerek, idare mahkemesi için başka bin bina temin edebilir.

Valilik yeniden eski binasına, yani o tarihi yapıya taşınabilir; bu asla imkânsız bir şey değil, yeter ki samimi olarak çaba harcansın...

Biz biliyoruz ki Vali Sebahattin Öztürk, tarihi de bilen bir yöneticidir, edebiyatı da...

Muhakkak biliyordur ki, bugün restore edilen o taş binada vaktiyle adını Türkiye tarihine geçirtmiş nice değerler vali veya yönetici olarak görev yapmış.

Misal; Türk dünyasının büyük şairi Mehmet Emin Yurdakul, vali olarak bulunmuş.

Aynı şekilde vatan şairi Türk düşünce dünyasının efsane ismi Namık Kemal, Erzurum mutasarrıfı (vali yardımcısı) olarak Erzurum'a atanmış. Gerçi Namık Kemal bu atamaya pardon sürgüne tepki göstermek için Paris'e kaçmış ama, kayıtlarda O da Erzurum Vali Yardımcısı olarak geçmektedir.

Ve daha kimler kimler...

Bugün idarecilerin gözünde para etmeyen ve beton yığını ucubeye tercih edilen o taş bina; bu şehrin hafızası, tarihi ve kültürüdür.

Değil mi ki, Erzurum'un dünyada adı duyulan bir şehir haline getirmeye çalışıyoruz ve turizm marifetiyle istiyoruz ki her yıl on binlerce insan şehrimize gelsin...

Unutmayalım ki, o insanlar için bu şehri otantik kılacak şeyler, tarihtir, sanattır, edebiyattır, kültürdür ve bozulmamış dokudur.

Söyler misiniz Allah aşkına; şu andaki valilik ve belediye binaları birer ucube değil midir? Hangisinde estetik kaygısı güdülmüş, hangisinde bu şehrin tarihi dokusunu çağrıştıracak bir mimari kullanılmış.

İkisi de birbirinden kötü; ikisi de basık, soğuk ve çirkin...

İdare mahkemesini ikna etmek mümkün; çünkü binanın mülkiyeti zaten Hazine'nin...…

İdare, iş ve vergi mahkemeleri için şehrin dışında park ve bahçesi olan modern bir hizmet binası yapılabilir; tıpkı istinaf mahkemesine yapıldığı gibi...

Düşünün ki, idari yargı yeniden o binaya taşındı. Ortada ne araç park alanı var ne de bahçe...

Mahkemede işi olan insanların nasıl bir eziyete katlanacaklarını varın hesap edin.

Oysa...

Valilik sembolik de olsa o binaya taşınsa, hem tarihe karşı bir vefa gösterilmiş olacak, hem de trafik yoğunluğu ciddi boyutta olmayacak. Çünkü valilik bütün birimlerini o binaya nakletmeyeceği için, iş yükü ağır olmayacak.

Bendeniz hâlâ her şeyin olup bittiğini düşünmüyorum; şu gün bile istense çok şey değişebilir.

Bizden söylemesi...

Bilmiyorum; belki o tarihi yapı yeniden valilik olur mu olmaz mı ama orada vali olarak görev yapan Mehmet Emin Yurdakul, bir şiirinde şöyle seslenmiş:

"Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet

Sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir"

Vatan şairi Namık Kemal ise, hicranını mısralara dökerken adeta ağıtta bulunmuş:



git vatan! ka'bede siyaha bürün

bir kolun ravza-i nebi'ye uzat

birini kerbela'da meşhede at

kainata o hey'etinle görün!

o temaşaya hak da aşık olur

göze bir alem eyliyor izhar

ki cihandan büyük letafeti olur:

aç vatan! göğsünü ilahına aç!

şühedanı çıkar da ortaya saç!

Etiketler:
Bu yazi toplam 940 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR