Şenkaya’da coşkulu kutlama
AK Partili kadınlar hemşireleri unutmadı
Polisten kaçamadılar
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Sokaktaki gerçek...

Mehmet ŞENER
12 Haziran seçimleri nedeniyle aylardır siyaset yazıyor, siyaset konuşuyoruz. Bereket seçimler kazasız belasız geçti ve ülkemiz yeni bir döneme yeniden yelken açtı.
15.06.2011 / 00:00


12 Haziran seçimleri nedeniyle aylardır siyaset yazıyor, siyaset konuşuyoruz. Bereket seçimler kazasız belasız geçti ve ülkemiz yeni bir döneme yeniden yelken açtı. Önümüzdeki günlerde 3. Ak Parti Hükümeti kurulacak ve yeni Kabine tam gaz yola koyulacak.

Şimdiden belli oldu; yeni hükümetle birlikte yeni anayasa masaya yatırılacak ve AK Parti, muhalefetin desteği ile yeni ama sivil anayasa hazırlıklarına koyulacak. Başbakan Erdoğan'ın, artık demokrasi manifestosuna dönüşen "balkon konuşması"nda yarınlara dair son derece güzel mesajlar verildi. Ve bu samimi hava anında yankı buldu ve CHP lideri, "kapımız açık olacak" dedi.

Dilerim bu olumlu ortam kısa sürede yerini yeni bir gerginliğe bırakmaz ve kalkınma yolunda emin adımlarla ilerleyen ülkemiz, gelecek nesiller için zenginlik, daha kaliteli bir demokrasi ve evrensel standartlarda bir hukuk düzeni sunar.

Dün ikinci defa milletvekili seçilen Muhyettin Aksak ve ilk kez seçilen Adnan Yılmaz'la sohbet imkânı buldum. Gördüm ki her ikisi de Erzurum'a daha fazla hizmet etme noktasında ciddi bir gayret içerisindeler. İnşallah bu duygu ve düşünceleri böyle sürüp gider. Keza Bakan Akdağ önceki gün yaptığı basın toplantısında, hakikaten herkesi sevindirecek güzel şeyler söyledi.

Palandöken okurları hatırlayacak bir süre evvel, eski valilik binası ile ilgili, "Bu bina yeniden valilik binası olsun" diye bir öneride bulunmuştuk. Dün vekillerimizle sohbetimiz sırasında gördüm ki, her iki vekilimiz de bu önerimize son derece sıcak bakıyor ve gerçekleşmesi yolunda mücadele vereceklerini söylediler. MHP'li vekilimiz Oktay Öztürk dahil, diğer milletvekillerinin de aynı düşünceyi savunacaklarına eminin. Çünkü Erzurum gibi bir şehre öyle tarihi bir bina valilik olarak yakışır...…

Dedik ya siyaset artık rölantiye girdi, yakında tatil de başlar. Fakat zaman zaman tekrarladığımız bazı sorunlarımız var. Onları da hatırlatmak, unutturmamak bizim görevimiz işte. O sorunlardan biri ve ne yazık ki giderek Erzurum'da kanayan bir yara haline geldi. Biz yazmaktan yılmayacağız, inşallah siz de okumaktan bıkmazsınız...…

İşte artık can yakmaya başlayan o sorun...…

Türkiye geliştikçe, kalkındıkça, refah düzeyi yükseldikçe, birçok sosyal soruna da gebe kalıyor. Tıpkı Batı toplumlarında olduğu gibi...…

Kim tahmin ederdi ki, gün gelecek Türkiye gibi geleneklerine ve inancına bağlı bir ülkede, sayıları yüz binleri bulan "sokak çocukları" olacak ve bu çocuklar, başta uyuşturucu olmak üzere, çeşitli zararlı alışkanlıkların tuzağına düşecek...…

Tahminlerden çok öte gelişmelere sahne oluyor ülkemiz...…

Ve üstelik sadece büyük şehirler değil, hemen tüm illerimiz ciddi biçimde sarsılıyor:

"Suçlu çocuklar" gerçeği!

Rivayetler muhtelif ama kesin olan şu ki, İstanbul ve benzer şehirlerimizde, devletin kayıt altına dahi alamadığı on binlerce suça bulaşmış çocuk var. Ve bu çocuklar artık sadece kendi geleceklerini karartmakla yetinmeyip, çevreye, topluma ve bütün bir ülkeye kalıcı zararlar veriyorlar. Hırsızlık ve gasp artık sıradan suç sayılıyor. Daha vahim suçlar giderek artıyor; örneğin, cinayet ve tecavüz gibi...…

"Suçlu çocuklar" gerçeği öyle can yakmaya başladı ki, gelinen nokta şunu gösteriyor:

Tehdit altında olan iller sadece büyük kentler değil; irili ufaklı tüm şehirler bu sorunla boğuşmak zorunda kaldı.

İşte Erzurum...…

Hem büyük olmayan orta ölçekli bir şehir, hem de aile bağları kuvvetli ve geleneksek yapı dimdik ayakta duran bir şehir...…

Buna rağmen Erzurum'un son beş on yıldan buyana, sokak ve suçlu çocuk gerçeği var.

Şimdilik tiner kullanıyorlar ve ufak tefek suçlarla yetiniyorlar. Ama sorun bu hızla büyüdükçe göreceğiz ki, bu acı gerçek ağır faturalar ödememize neden olacaktır.

Bu sebeple Erzurum'u yöneten bürokratlar ve seçilmişler, hiç vakit geçirmeden kalıcı önlemler almak zorundalar. Sokağı çocuklara, çocukları da sokağa terk etmeye ya da sorunu sadece polise havale etmekle, dibe sürüklenmeye devam ederiz.

Çocuk Esirgeme Kurumu veya Sosyal Hizmetler bu meselenin hem içindedir, hem de değil...…

İçindedir, kimsesiz ve sahipsiz çocuklar devlet tarafından bu amaçla kurulan kurumların himayesine alınır.

İçinde değildir, bu çocukların büyük çoğunlu kimsesiz veya sahipsiz değiller. Anneleri-babaları da var aileleri de...…Ama aileler artık bu çocukları kontrolden uzak noktada.

Bu yüzden diyoruz ki, bu sorunu asgariye indirmenin yolu ne sadece polisiye önlemleri artırmaktan geçer, ne de sosyal hizmetler kurumunu göreve davet etmekle...…

Başta belediyeler olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve nihayetinde şehir halkı, artık bu mesele için elini taşın altına koymak zorunda.

Aksi halde devlet bu çocukları ıslah etmek veya cezalandırmak için ya hapishaneler açacaktır ya da çocuk yuvaları kuracaktır.

Bu asla kalıcı bir çözüm olmaz...…

Bugün için yalnızca tiner çekip, ufak tefek hırsızlıklar yapan bu çocuklar, kalıcı bir eğitime ve sıcak bir aile ortamına kavuşmadığı zaman, ileride azılı suçlu olacaktır.

Adalet Bakanlığı Erzurum'da yeni bir merkez kurumak istiyor. Tam adı nasıl olacak henüz bilmiyorum ama aldığım bilgiye göre, bu merkezde sokak çocukları veya suça bulaşmış çocuklar ıslah edilecekler, yeniden iyi birer birey olarak topluma kazandırılacaklar.

Şimdilik 200 kişilik bir kapasiteye sahip olması hedeflenen bu merkez ileride ihtiyaca göre daha da büyütülebilecekmiş.

Diyelim ki, yaşı küçük bir çocuk suç işledi. Örneğin birini bıçakla ölümcül derecede yaraladı veya öldürdü. Devlet bu çocukları hem ceza çeksin hem de ıslah olsun diye, şimdiye kadar "ıslah evleri"ne koyuyordu. Şimdi anlayış değişiyor artık.

Türkiye'de yalnızca dört ilde kurulacak yeni merkezlerde, ceza yerine eğitim olacak. Artı, suça meyilli çocuklar suça bulaşmadan evvel bu merkezlerde çeşitli süreçlere tabii tutulacaklar. Yani devlet sadece ceza vermek için çabalamayacak.

Cezadan önce, iyi bir eğitim...…

Marketten küçük bir gofret çalan bir çocuk, bu yaptığının ayıp, günah ve suç olduğunu bilmez ve bir yerler tarafından dizginlenmez ise, yaşı ilerledikçe daha büyük suçları işleyecektir.

Tıpkı bugün cinayet ve tecavüz gibi ağır suçlara bulaşan çocuklar gibi...…

Yetkililerin, bu yönde çok ciddi bir çabası olduğunu biliyoruz.

Fakat bu çaba yaygınlaşamazsa, birkaç kişinin çırpınması yeterli olmayacaktır. Belediye başkanları özellikle bu çabaya arka çıkıp, sosyal sorumluluk noktasında gereğini yapmalıdırlar.

Çevremizde görüyoruz ve biliyoruz; Erzurum'da artık sayıları yüzlerle ifade edilen sokak çocuğu var. Toplum bu çocuklara ne yazık ki, acıyarak mendil satın almakla iyilik yapmış olduğunu zannediyor. Oysa bu hareketler aslında sokak çocuğu sayısını hızla artırmaktadır.

Misal tersi örnekler de mevcut. Aynı Erzurum'da tamamen sokaktan toplanan çocukların oluşturduğu buz hokey takımı, ülke çapında başarılar elde etti ve o çocuklar polis sayesinde artık sokak çocuğu değiller.

İşte bu olumlu örnekleri artırmalıyız ki, yakın bir gelecekte Erzurum'da kadınlarımız, çocuklarımız ve nihayetinde herkes sokakta yürürken endişeye kapılmasın...…

Etiketler:
Bu yazi toplam 1058 defa okundu
YORUMLAR
Bahriye DUYMUŞ: 
"BİZİM ÇOCUKLARIMIZ"
Sn.ŞENER ; O kadar güzel yazmışsınız ki ;Okurken onların arasında görev yaptığım o günleri hatırladım .Yazmadan geçemedim.Kendi Ülke gerçeklerimiz ile yüzleşirsek,faydalı olur kanısındayım.Sokağımızdaki çocukları isyana sürükleyen ve onları aile ortamından uzaklaştıran sebepler çok değişik.Bu çocuklarımızı yeniden topluma kazandırmak için onları hor görmemekle işe başlayabiliriz .Lütfen herkes biraz daha duyarlı olsun.Sokakta yaşayan çocuklarımızın çok fazlası okula gitmedi , yahut ta terk etti .Madde kullanıyor.En acısı da aile içerisinde gördüğü şiddettir.Sokakta çalışan çocuklarımızın bir kısmı da ailesinin geçimine katkıda bulunan yada kendi ihtiyaçlarını gidermek için çalışanlardır.Gecenin veya gündüzün erken veya geç saatinde mendil satan,ayakkabı boyacılığı yapan veya dilenen çocuklarımız çoktur . Genelde bu çocuklarımızın balli ve tinerci olmadıklarını biliyorum. Bu çocukların aileleri ile ilişkilerinin bir şekilde devam ettiğini de biliyorum.Bu çocuklarımızı dışarı atan en önemli sebep ekonomik sorunlardır.Sokak çocuklarının çoğunluğunu parçalanmış ailelerin çocukları kapsar.Anne ve babalarının eğitim düzeyi çok düşüktür.Annelerinin evde oldukları babalarının ise işsiz ve genelde hasta oldukları ve çok çocuk sahibi oldukları bir gerçektir.Bu çocuklarımızda şöyle bir istek vardır.Şiddete karşı durabilmek ;Dayak yediğinde acı duymamak;Sokaktaki soğuğa dayanabilmek;Bedensel ve duygusal güç oluşturmak;Kendilerini güçlü cesaretli hissedebilmek;Güzel şeyleri hayal edebilmek;Utanma duygularının yok edilerek başkalarından isteyebilmek;Madde kullanmak ve özgürce yaşamak en büyük hayalleridir. Uçucu madde tiner bağımlısı sokak çocuklarımızın bir an önce tedavi edilmesi gerektiğini yaşamlarında topluma ayak uydurmalarını ilgi alanlarına göre onların becerilerinin geliştirilmesi için çeşitli faaliyetlere itilmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğine inanıyorum .Bugün kendilerine zararı olan bu çocuklarımız yarın bulunduğu çevreden farklı çevrelere ,İllere ve dolayısıyla Türkiye ‘ye yayılacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu durumdan Ülke çok büyük zarar görecektir. Bizlere düşen görev ;İlimizin bir kesiminde yerleşmiş bulunan bu parçalanmış aileleri ziyaret edip ilgili kişiler tarafından konferans ,panel gibi etkinliklerle onları bilgilendirirsek ;Anne ,baba,abla, abi demeyi özleyen bu çocuklarımız ile birkaç saatliğine bile olsa bir araya gelip ,onlarla konuşup dertleşsek ,sohbet etsek ,yardımcı olsak ; Neyimiz eksilir.
15.06.2011 / 12:24
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR