ustilanlar
18 Ocak 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > İftira... - 2
MUSTAFA DAMLARKAYA

İftira... - 2

09.12.2019 09:24 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Zakkumun bir damlası, atom bombası tesiri yaparak dünyayı helak edebiliyor.
Bunu bizler değil, kainatın Efendisi buyuruyor.
Fakat cehennemdeki açlığın verdiği acı, ateşin verdiği acıya galebe çalarak insanın zakkumu yemesini mecbur kılıyor. Dünyada, acı bir yiyecek yediğimizde, gözlerimizden yaşlar boşanıyor, boğazımız ve midemiz yanıyor. Bir zaman kendimize gelemiyoruz. Peki bu boğaz ve mide, zakkumun bu korkunç acısına
nasıl dayanacak? Hele o 'can yakıcı azap' 'bağırtıcı azap' da başka. İnsanın
tüyleri diken diken oluyor.
"İşte bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır.
Kim, Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar.
Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
İşte büyük kurtuluş budur.(Nisa-13)" buyurularak, cennetin nimetleri ve güzellikleri haber veriliyor. Neden burasını kendimize yurt edinmeyelim?
Bizlere ne oluyor ki araştırmadığımız, görmediğimiz, hakkında kesin bilgimiz olmadığı bir şeyi, hemen insanlara bir kara leke olarak vuruyoruz?
Allah (C.C.) bizi, sürekli kontrol etmiyor mu?
"Bilin ki Allah, gönlünüzdekileri bilir. Allah'tan sakının.(Bakara-235)". Biz başıboş değiliz. Sürekli, ilahî mobese kameraları ile gözetlendiğimizi unutmayalım.
“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder? (Kıyamet-36)" buyuran, bizi bu güzel ve sonsuz nimetleriyle perverde eden Sultanımızın, bizi kendi başımıza
bırakacağını sanmayalım.
Bilmediğimiz bir konuda, elimizde bilgi ve belge de yokken, hiç de yetkimiz bulunmazken biz neden hemen; savcı olup iddianâme hazırlıyor, hakim olup hüküm veriyor, cellat olup ipi boynuna geçirip sandalyeye tekmeyi vuruyor, imam olup yıkayıp kefenleyip mezara koyuyoruz?
Bizim böyle bir yetkimiz var mı?
Peygamberimiz (S.A.V.) "Her duyduğunu söylemesi, kişiye günâh olarak yeter." buyurarak insanları, duyduklarını araştırmadan söylememelerini tavsiye ediyor.
Başkalarına iftira etmek, yüzde 99'u Hırıstiyan olan bir ülkede, % 99'u Hırıstiyan olan bir şehirde veya şehirlerde olmuyor.
Başkalarına iftira etmek, yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede, şehirde ve şehirlerde oluyor. Üstelik de Müslümanım diyen insanlar yapıyor, bu kötü, iğrenç, ahlaksızlığı.
Kendi nefsimiz için istemediğimizi, neden başkalarına reva görüyoruz?
Allah'tan korkalım, Peygamberden utanalım. İlâhî emirlere kulak verelim.
İçinde bulunduğumuz bu zamanda, artık mazaret yoktur. İlim bir panayır gibi, her yerde vardır.
Öğrenelim, öğretelim, anlatalım.
Gözümüzdeki siyaset, taassup, haset gözlüklerini çıkaralım. Gözümüze sevgi, muhabbet, şefkat gözlüklerini takalım, onlarla bakalım, onlarla değerlendirme yapalım.
Kur'ân-ı Kerim'i ve sevgili Peygamberimizi örnek alalım.
Bunlar bize yeter. Tahkiki imanı ve tahkiki ilimi öğrenelim, onlarla amel edelim.
Namuslu, doğru, dürüst insanlara, bilmediğimiz bir konuda iftira etmeyelim. İftiranın büyük günah olduğunu, hiç aklımızdan çıkarmayalım.
Kaldı ki insanlar hakkındaki kararı, insanlar veremezler ve uygulayamazlar.
Kararı devlet verir ve devlet uygular.
Eğer insanlar bir ülkede böyle bir şey yaparlarsa o ülkede kaos olur, anarşi olur, düzen bozulur.
Bunu yapmaya da kimsenin yetkisi ve hakkı yoktur.
Hazreti Peygamberimizin mübarek, güzel, mükemmel, mücella, aziz, latif, şerif ahlakını alalım, onunla ahlaklanalım. Şeytanın ve Şeytan ruhlu insanların oyuncağı
olmamaya azami dikkat gösterelim.
İğneyi önce kendimize, çuvaldızı başkalarına batıralım.
Dilimize sahip ve hakim olalım.
Sâdî Şirâzî Hazretleri de "Dilsiz, dilini tutmayan dilliden çok üstündür."buyurarak dilimizi tutmamızı öğütlemiyor mu?
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.