ustilanlar
05 Nisan 2020 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > MUSTAFA DAMLARKAYA > Gayretullah’a dokundu
MUSTAFA DAMLARKAYA

Gayretullah’a dokundu

23.03.2020 00:48 12 14 16 18 yazdır
Yazar : MUSTAFA DAMLARKAYA
Önce, Muhterem Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca ve tüm sağlık personelimizden,
Allah (C.C.), razı olsun. Âmin !.. Korona ile mücadelede başarılı bir kriz yönetimi ortaya koydular. Canla, başla çalışıyorlar. Sağ olsunlar var olsunlar. Hepsine çok teşekkür ediyoruz.
Türkiye, İtalya gibi, İran gibi “saldım çayıra” anlayışında olmadı ve uzunca bir
süre bu belayı sınırlarından ötede tutmayı başardı. Bunu, en muhalif olan kesimler
bile, hakkını teslim ederek söylemektedirler.
Elbette, kriz yönetiminde en önemli unsur, krize kendini hazırlayabilmektir. Hükümetimiz bunu en mükemmel bir şekilde yaptı.
Herkese teşekkür ediyoruz.
Şayet bir gün zulüm, tahammül derecesini aşar, sabır sınırını zorlarsa artık bu
kadarı da fazla olur, bir de bakarsınız ki, Rabb'imiz sebepler halk eylemiş, kimsenin
gücünün yetmeyeceği sanılan zulmü ve zalimi tepetaklak edip sona erdirmiş, duaları
arşa yükselen mazlumlar da derin bir nefes alarak 'Şükür ya Rab!' demişlerdir.
Bundan dolayıdır ki halk dilinde “Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var” denilir.
Öyle ise kimse, kimseye gücüne, kuvvetine güvenerek zulmetmesin. Yaptığı yanına
kâr kalır sanmasın. Zalimin topu, güllesi varsa mazlumun da Allah’ı var.
Zalim ABD yıllardan beri, Afganistan, Irak, Suriye ve Libya’da, üç milyondan fazla insanı hunharca katletti.. Buralarda onbinlerce kadın ve genç kızın, ırzına geçtiler, binlerce kadın ve kızı fuhuş çetelerine sattılar, binlerce kız ve kadını hamile
bıraktılar.Ayrıca bu ülkelerde virüs gibi, insan öldürme silahlarının ve o silahlarla
para karşılığı insan öldüren insanların kampı, üssü kuruldu ve Birleşmiş Milletler
teşkilatı tarafından da tek ses çıkmadı.
Zalim Burma, Myanmar’da, Müslümanlara akla ,hayale gelmeyecek zulümleri
yapıyor. Aynı şekilde Keşmir, Somali, Etyopya, Mali,Libya ve Mısır’da Müslümanlar büyük zulüm yaşamaktadırlar. Buralarda zulüm artık Arşa dayandı.
Zalim İsrail’in, 50 yıldan beri Filistin’de yapmadığı zulüm kalmadı.
Bu zalimler,çoluk - çocuk, yaşlı demeden, insanları nâ-hak yere katlettiler. Zulmün her türlüsünü yaptılar.
Zalim İran, yıllardan beri, Orta Doğu’da ve Yemen’de, Sünni; Türk, Arap, Kürt demeden büyük bir,
Sünni kıyımı yaptı. Zalim Kasımi, bunu iftiharla söylüyordu.
Zalim Çin’in, Doğu Türkistan’daki Müslüman Kardeşlerimizi öldürdüğü, işkence ettiği, kamplarda süründürdü bu durum, yıllarca dünya tarafından görmemezlikten gelindi.
Zalim Avustralya, kıtadaki 10 bin deveyi, binlerce yaban atını, kanguruyu,
tilki ve tavşanı öldürdü, öldürmeye devam etmektedir. Ama, Canab-ı Allah oraya öyle bir yangın ve sel verdi ki bugüne kadar görülmemiş bir durumdu.
Dertlerine düştüler.
Bu zalimler istedikleri gibi at oynatarak yapmadıkları zulüm bırakmadılar. Bu Zalimler bütün bunların sahibinin, Allah (C.C.) olduğunu unuttular. Ama Allah onları unutmadı. Onlara gözle dahi görülemeyen öyle bir virüs verdi ki hepsi canlarına düşüp yaptıklarını unuttular ve aciz kaldılar.
Salgın yayılmaya devam ediyor. Bazı zalim ülkeler, bu virüs sayesinde, yaşlı ve
hastalardan kurtularak kamu ve özel fonlarını, büyük zarardan kurtaracak
adımlar atıyorlar. Onlara göre, dünya ve kendi ülke nüfusları, daha da gençleşecek.
Ne yazık ki Suriye’de ya da Irak’ta kamplardaki beslenme ve barınma ihtiyaçları
yetersizliğinden çok daha fazla insan ölüyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Tek başına Afrika’daki insan ölümleri, tüm dünyadaki açıklanan korona ölümlerinden çok daha
fazla. Birinci dünya savaşı yetmedi, ikinci dünya savaşı geldi. Siyonizm ve Emperyalizm, Faşizmle, Komünizmle, Kapitalizmle dünyayı, böl- yönet taktiği ile soğuk savaş çıkartarak kontrol etmeye çalıştılar.
Demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, ekoloji dediler, insanları ve hayvanları
öldürdüler, ekinleri talan ettiler, havayı, suyu, toprağı kirlettiler.
"Gayretullah" deyince de sanki ortada, Allah’ın hoşlanmadığı, kızdığı, rahmetinin
gazabıyla yer değişmesi gibi, bir durum var demektir. Bu O’nun anında müdahalesini ve azabının inmesini, yani gayrete gelmesini sonuçlandırır.
Gayrlaşmak Allah’a yaraşmaz, bunlar kulun vasıflarıdır. Çünkü bunlar zaafı,
değişmeyi ve eksikliği ihsas eder. Oysa Allah değişmez. O halde gayret, Allah için
mecaz olarak kullanılır. "Gayretullah"a dokunur" denir. Yani, O’nun sevmediği,
hatta gazabını tahrik eden, cezasının hemen gelmesine sebep olan bir durum
olduğu anlatılır.
Allah’ın da bir mahrem alanı vardır.
İnsanın haddini aşması ve bu alanda keyfince ve fütursuzca at oynatması, Allah’ın gayretine dokunur, O’nu kızdırır, gazabını ve azabını celbeder. Mesela, haramlar, Allah’ın özel alanıdır. İşte bugün böyle oldu.
Tarih boyunca helak olmuş milletlerin helak sebeplerine bakıldığında, nelerin
daha çabuk Gayretullah’a dokunduğu görünür. Bunun için yine mecazen, Arşın
titremesi ifadesi de kullanılır.
Bu zalimler, bunlarlada kalmayacaklar.
İstanbul depremini tetikleyecekler, sonra Çanakkale depremi gelecek. Sırasıyla,
Girit’ten, Kıbrıs’a, Akdeniz’e, oradan Sina’ya, Doğu Akdeniz’de tam da o petrol
ve gaz bulunan yerden, Lut Gölü üzerinden Maraş’a uzanan fay hattını kıracaklar. Sonra Gâvur Dağı önünden Adıyaman’a, doğuya doğru kırılma devam edecek. Bu 1000 yıllık yeni hat, bir de eksen kayması sebebi ile, 2000 yıl öncesinin uyuyan fay hatlarını uyandıracaklar, bu zalimler bunları bilerek yapacaklar.
Bunlar tabii sınırlar değil, işgal kuvvetlerinin fitne hatlarıdır. Bu fitneden
kurtulmamız için doğru bir tarih bilgisine ve hak temelli bir gelecek tasavvuruna sahipolmamız gerek. Ama bu üniversiteler, bu siyaset, bu medya, bu bürokrasi, bu sivil toplum, bu iktisat baronları ile bu iş olmaz.
Biz kendimizi değiştirmeden de Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmez.
Binlerce yıl evvel dinozorların ölümüne yol açan, buzulların altında kristalleşen
virüs, acaba buzulların erimesi ile yeniden denizlerde hayata döner mi bilemiyoruz?
Ölen deniz canlılarından hastalık, kuşlar vasıtası ile insanlara bulaşır mı? Şimdi bir
de bu konuşuluyor. “Yeni dünya savaşı” biyolojik olarak mı başladı yoksa. Bakalım bundan sonraki adım ne olacak?
Bugün dünyada artık bir “Bio güvenlik”, “Biyolojik savaş”, “Bio terör”den söz
edilmektedir.
Biyolojik silah kapasitesi ve 4. Seviye Bio Lab’a sahip 16 ülke mevcuttur. Buralarda
durmadan büyük fitneler üretiyorlar.
İngilizler aslında daha, 2007 yıllarında, bu korona virüsle tanışmışlar. Burada, 40
milyon kişiyi bir seferde öldüren korkunç bir silahtan söz ediliyor. Nükleer silah bile bu kadar etkili olamamış. 9 Ağustos 1945’de Hiroşima’ya atılan atom bombası, 80 bin ve 1945’te 140 bin kişinin ölümüne yol açtı.
Halbuki, Bio terör daha kolay, daha ucuz ve hızlı etki gösterebiliyor.
Ama Çin veya ABD virüsüne yakalananlar, bir ömür boyu dinine ihanet etmenin
ızdırabını içinden çeker ve sonunda öylece ölürlerse sonu gelmez senelerde cehennem ateşinde yanarlar. Domuz ve kuş gribi gibi, koronavirüs de bir gün yok olup gidecek ama. ABD ve Çin virüsü taşıyıcıları, itibarlı yerlerde korunmaya devam edecekler.
Devam edecek.
Selam ve saygılarımla…
Etiketler : mustafa damlarkaya
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.