ustilanlar
16 Ekim 2019 Çarşamba
Anasayfa > Yazarlar > Rabia Hilal ŞENER > ÇAVUŞOĞLU’NDAN NOTLAR
Rabia Hilal ŞENER

ÇAVUŞOĞLU’NDAN NOTLAR

15.09.2019 23:31 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Rabia Hilal ŞENER
Cüneyt Özdemir 5N1K programında Mevlüt Çavuşoğlu’nu ağırladı; dış politikaya ilişkin birçok başlığı Türk dış politikasının başından dinleme şansı bulduk. Cüneyt Özdemir’in de belirttiği gibi Türkiye’nin dış politika başlıkları son derece kalabalık. Doğu Akdeniz’den S-400’e Türkiye’nin en az içişleri kadar dışişlerinde de birçok dengeyi bir arada yürütmesi gerekiyor.
Peki basından, akademi dünyasından takip ettiklerimize ek olarak Çavuşoğlu’nun aktardıklarının satır aralarında ne var?
İlk olarak Doğu Akdeniz meselesine ilişkin olarak Çavuşoğlu’na Macron’un Türkiye’ye
yönelik adeta ültimatom niteliğindeki açıklamaları sorulduğunda, Çavuşoğlu bu konuların açıklama yapmakla olmayacağını söylüyor. Bu yorumunun hemen peşine, Yavuz sondaj gemimizin bölgedeki faaliyetlerinden bahseden Çavuşoğlu, Türkiye’nin karşı tarafı eleştirdiği gibi yalnızca açıklama yapmakla kalmadığını, Doğu Akdeniz’de haklarını arama konusundaki
fikirlerini fiiliyata döktüğünü açıkça gösteriyor. Esasen, Türkiye bu konuların yalnızca açıklama yapmakla yürümeyeceğinin bilincinde adımlar atıyor.
Bunun dışında Çavuşoğlu, Türkiye’nin attığı adımlarla uluslararası hukuk kurallarını,
sorunların dostane yollarla çözülmesini göz ardı ettiği sonucunun da çıkmaması gerektiğini
işaret eder şekilde gerekli yerlere açıklama yapıldığını, diplomatik yolların denendiğini de vurgulamayı ihmal etmiyor.
Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin önemini gösteren bir diğer konu ise çıkarılma ihtimali olan doğal kaynakların en elverişli şekilde Türkiye üzerinden kullanılabileceği ve dağıtılabileceği.
Peki, Doğu Akdeniz’de şu an faaliyetlerini sürdüren ülkeler de aynı fikirde mi yoksa Türkiye’nin bölgede bypass edilemeyeceği yalnızca Türkiye’nin bir temennisi mi? Bunu önümüzdeki süreç gösterecek.
Zira bu konuyla ilgili kaynakları Yunanistan üzerinden aktarmak daha maliyetli olsa dahi
dış politikanın gereği olarak bölgedeki ülkelerin bunu tercih etmesi de ihtimal dışı değil.
Röportaj sırasında uzun uzun konuşulan bir diğer konu ise elbette S-400 sistemi. Özdemir,
Çavuşoğlu’na ABD’nin “sistemi aktive etmezseniz S-400 sistemini satın almış olmanızı
idare ederiz” tavrı sorduğunda, kendisi kimsenin Türkiye ile dalga geçmemesi gerektiğini ima eden bir gülümseme ile bu sistemin kutularda saklanmak üzere satın alınmadığını belirtiyor. Üstelik, Çavuşoğlu, S-400 meselesinde uç noktalarda pozisyon almış siyasilerin, uzmanların aksine son derece temkinli açıklamalarda bulunuyor. Bir diğer ifadeyle, biz ABD’nin karşısında yer almak için S-400’ü almış değiliz, acil bir ihtiyaç olduğu için alıyoruz. Üstelik patriotlar için de müşteri konumunda olduğumuz mesajı son derece net.
Çavuşoğlu’nun gerçekçi bir biçimde yaklaştığı bir diğer konu ise uluslararası ilişkilerde
devletler arası ilişkiler kadar kişiler arasındaki ilişkinin de önemli olduğu. Dış politika analistlerinin de bu konuya kafa yordukları şimdiye dek oluşturulan doktrinden görülebilir. Lakin, bu konuda Trump ve Erdoğan arasındaki iyi ilişkiye vurgu yapan Çavuşoğlu, Trump’ın Netenyahu ile yahut Erdoğan’dan haz etmediğini her fırsatta belirten Macron ile de mutlak dostluk ilişkilerinin bulunduğunu nasıl açıklıyor, bilmiyoruz.
Eğer bu ilişkilere devlet başkanlarının çıkar ilişkileri olarak bakacak isek o zaman da
Trump ve Erdoğan arasındaki ilişkinin Türkiye ve ABD’nin çıkarlarının çatıştığı noktada
sorunların çözümünde anahtar olabileceğini iddia edebilir miyiz?
Doğu Akdeniz meselesinin de S-400 meselesinin de dönüp dolaşıp düğümlendiği konu ise Suriye meselesi. Çavuşoğlu’nun Suriye açıklamaları işte bu noktada son zamanlardaki
birçok soruya cevap verir nitelikte.
Bir sonraki haftada bir Suriye dosyasında buluşmak üzere.
Etiketler : rabia
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.